Yazar 21:14 Dürbün

Dürbün: Ekim’de Çıkacak Oyunlar (2025)

Çok şanssız bir Dürbün’deyim zira bu ay yazısına kadar hazır ettiğim 3-4 tane oyun ertelendi. Dolayısıyla kırpık bir Dürbün listesi oldu. Çok ekstrem beklemediğim oyunları sırf listede sayı olsunlar diye de eklemedim zira konseptimize ters. Ekim’de çıkacak oyunlar arasında listenin başında elbette Battlefield 6 geliyor. Betadan sonra aşırı umutluyum.

Ekim'de Çıkacak Oyunlar

Ahoy!

Çok şanssız bir Dürbün’deyim zira bu ay yazısına kadar hazır ettiğim 3-4 tane oyun ertelendi. Dolayısıyla kırpık bir Dürbün listesi oldu. Çok ekstrem beklemediğim oyunları sırf listede sayı olsunlar diye de eklemedim zira konseptimize ters. Ekim’de çıkacak oyunlar arasında listenin başında elbette Battlefield 6 geliyor. Betadan sonra aşırı umutluyum.

Fakat beni en çok üzen şey, Vampires: Bloodlord Rising’in ertelenmesi oldu. Tam bir eurojank havası alıyordum ondan ve abartmıyorum Bloodlines 2’den daha çok bekliyordum, ehe. 

Dürbün dışında Ekim’de çıkacak oyunlar arasında en ilgi çeken yapım ise kuşkusuz Arc Raiders. Çok vakit bulamayacağımı bildiğim için fazla ilgi göstermemeye çalışıyoruk lakin her bir oynanış videosu muazzam keyif veriyor. Akıma kapılacağız gibi.

Escape Simulator 2 (03 Ekim 2025)

Modulus (06 Ekim 2025)

Isopod (07 Ekim 2025)

Ball x Pit (10 Ekim 2025)

Dragon Quest I & II HD-2D Remake (11 Ekim 2025)

Harbor (15 Ekim 2025)

Éalú (17 Ekim 2025)

World in the Abyss (20 Ekim 2025)

Ninja Gaiden 4 (20 Ekim 2025)

Jurassic World Evolution 3 (20 Ekim 2025)

Flesh Made Fear (22 Ekim 2025)

Double Dragon Revive (23 Ekim 2025)

Away From Home (24 Ekim 2025)

Death Frame (28 Ekim 2025)

Effulgence RPG (31 Ekim 2025)

Arc Raiders (30 Ekim 2025)

Painkiller 

Bak yine kendi tarzında bir isim. Zamanında 1 ana oyun, 1 expansion ve 4 stand-alone oyundan oluşan serinin tam olarak hepsini oynamadım diye hatırlasam da bayağı bir bitirdim. 2025 versiyonu ise bir reboot olacak ve klasik Painkiller deneyimini hatırı sayılır farklılıklarla sunacak. İlk başta Doom çakması gibi duruyor evet. Doom’un evrildiği yeri düşününce Painkiller’ın da örnek alacağı çok fazla mekanik olacaktır. İronik biçimde Doom’un Nail Gun’ı da Painkiller’ın Stake Gun’ını andırmıştı. Bana sorarsanız oyunun tamamen aslına sadık kalmasını tercih ederdim. Bu modernize etmeler genelde pek iyi sonuç vermiyor ama bekleyip göreceğiz. 

İlk oyunda yer yer ara sahneler falan vardı fakat bu sefer işin içinde 3 kişilik co-op odağının olmasıyla bu hikaye anlatımı tarafının iyice kısılacağına dair korkularım var. Zira oynarsam direkt tek kişilik oynamayı tercih ederim. Oyunun görsel dilinin eskiye göre daha renkli olması bir nebze korkutucu olsa da yer yer o eski, karanlık ve soluk renk tonlarına da oynanış görüntülerinde rastlıyoruz. Vahşet öğelerinde de korkak davranılmamış. Oynanış, eskiye göre daha hızlı ve hareketli. Co-op tarafında farklı özelliklere sahip 4 karakterden birini seçebiliyoruz. Serinin yetenek sistemi olan tarot kartları yine bulunuyor. Bu kartlardaki tercihlerimizi arkadaşlarımızın seçimleriyle beraber birleştiriyoruz. 21 Ekim’de iblisine ecinnisine tek girmeye tırstığımız için mahalleden arkadaşları topluyoruz.

Battlefield 6

Ekim’de çıkacak oyunlar arasındaki tartışmasız liste başı. Şimdiii özelliklerini falan saymaya gerek yok zira hepiniz o betayı oynadınız. Ne ile karşılaşacağız biliyoruz. Evet, PC tarafında betada özellikle hile konuları ayyuka çıktı fakat son versiyonda biraz daha özeneceklerini umuyorum. Tabii ki, yine konsol kadar güvenli olmayacaktır. Fakat uzuuun yıllar sonra bir BF’den haz aldım. Bana göre BF 1 çok abartıldı ve elimi yükselterek konuşuyorum: Bir BF 3&4 keyfini asla veremedi. Linçlenebilirim fakat durum bu. Deal with it ^^. Betada genel anlamda oynanışı beğendim. Kararında bir tempoda. Hatta en son suistimal edilmesin diye karakter hareketleri bayağı bir nerf yedi; çok da iyi oldu. Yalnız betadaki haritalar biraz ufaktı ve dikine yapıların azlığından ötürü çatışmalar çok sıkıştı. Tam sürümde bu açıdan çeşitlilik görmek güzel olur. 

BF6, çok oyunculu modların yanı sıra bir senaryo moduna sahip olacak. Burada büyük beklentilerim yok. 3-5 saat ortalama bir hikayeyi anlatsın ve bolca yüksek tansiyonlu çatışma sunsun yeterli. Server Browser cepte; olmazsa olmaz. Sınıf sistemi, klasik BF mantığında. Skin’ler gerçekçi olacak. Yani Beavis & Butthead ile Nicki Minaj’a headshot atmayacağız (kahrol Activision). Portal yine bulunacak ve umarım daha da gelişir. Sevmediğim noktalardan biri renk filtresi olacak gibi. Her bir harita için bir filtre belirlenmiş ama aşırı bayıyor. Daha betada bile renk düzenlemeleri yapan oyuncular vardı. Bu yüzden, düşük ihtimalle umsam da, tam sürümde bir seçenek sunarlar. 10 Ekim’de her türlü sorumluluğu unutup özlediğimiz tank, tüfek, top sesine kavuşuyoruz.

Keeper

Aşırı sürreal. Arkasında Double Fine ve Lee Petty var. Belki de Dürbün bakımından en kısa yorumlamalardan biri olacak. Zira hakkında öyle uzun uzun yazacak bilgi yok. Fakat kağıt üzerinde ve videolarda görünen şeyler merak uyandırıcı. Çok uzun zamandır uyuyan bir deniz fenerini canlandırıyoruz. Şu ana kadar yönettiğimiz en ilginç şeylerden biri olabilir (hala daha Bread Simulator’u atlatamadım). 

Mekanik açısından çok kompleks bir oyun yok. Bölümlerde serbest olarak deniz fenerimizle dolaşacağız. Bu sırada bir deniz kuşuyla arkadaş olacağız. Platform öğeleri tadında, bulmacalar ise görünen o ki, fenerin ışığını kullanarak çözeceğimiz yaratıcı engellerden oluşuyor. Keeper’ın bir macera oyunu olduğunu düşünürsek hikaye anlatımının ne kadar önemli olduğunu vurgulamama gerek yok. En güzel yanlarından biriyse inanılmaz görselliği. Double Fine’ın yaratıcılığı yine sınır tanımamış. 17 Ekim’de ışığımızla yolunu kaybeden denizcilere umut oluyoruz <3.

Misery

Stalker 2’nin bilmemkaçıncı yamasını beklerken ve bir yandan da Anomaly/Gamma kovalarken, bu ihtiyacı gidermesini umduğum bir Rogue-Lite Hayatta Kalma oyunu. 1-5 kişiye kadar co-op şeklinde oynanabiliyor. Rogue-lite mekaniklerinin olması bu gibi bir oyunda farklı tat katacaktır. Solo da oynanabiliyor denilse de arkadaşlarla oynamak kesinlikle farklı olacak. Zaten duyuru fragmanındaki ateş başı muhabbetleri tam sesli chat için uygun. Erken erişimde yayınlanacak olan Misery, ilk başta tamamen PVE oynanışa yer verecek. PVP ise belirsiz bir gelecekte.

Haritalar rastgele oluşacak ama buraları öyle bomboş alanlar gibi düşünmeyin. Zira post-apokaliptik temadaki oyunda sürüyle terk edilmiş yerleşim ve tesis olmak zorunda. Biz de bir araştırma tesisini koruyan paralı asker rolündeyiz. Stalker’daki gibi bir Zone düşünün. Bu bölgenin nimetlerinden faydalanmak isteyen taraflar arasında minik bir nükleer anlaşmazlık çıkıyor ve sığınaklara kaçmak zorunda kalıyoruz. İşte bu sığınaklar her şeyimiz. Zone içerisindeki relic’leri bulmak temel amacımız ve bunların yanında risk alıp dolaşırken sığınağı geliştirebileceğimiz tonla öğe topluyoruz. Ayrıca anomaliler, mutantlar ve diğer fraksiyonlardaki askerlere karşı hayatta kalmaya çalışıyoruz. Hayatta kalma demişken; açlık, susuzluk ve elbette radyasyon gibi değerler hayati önem taşıyor. 23 Ekim’de sığınaktan çıkarken gitarı unutmuyoruz; o ateş müziksiz gitmez. 

Simon the Sorcerer Origins

Teee daha ufak bir veletken Amiga’da Simon the Sorcerer oynamaya çalışırdım. O dönemler de Point & Click Adventure türünün zirve noktasıydı. Fakat takdir edersiniz ki, bu tür, küçük oyuncular için çok da uygun değildi; bir bok anlamadan bulmaca çöze çöze ilerlerdim, ehe. Simon da o dönemin en gözde macera oyunlarından biriydi. E zaten Orta Çağ Fantezi temasının üzerine mizah dokunuşu da ekleyince ortaya gayet eğlenceli sonuçlar çıkar.

Simon the Sorcerer Origins ile, adı üzerinde, serinin köklerine dönüş olacak. Klasik StS diyebiliriz. Yine bolca bulmaca çözecek, büyü işlerine girecek ve uçuk kaçık olaylara denk geleceğiz. Oyunun en büyük sınavı, kendisini yeni nesil oyunculara sevdirme yönünde olacak. Eski topraklar, konuya zaten gayet vakıflar. Yeni nesle ulaşmadaki en büyük adımlardan biri görsel dili biraz daha “cartoonish” hale getirmek olmuş. StS 3D çok başarılı bir örnek değildi fakat daha gerçekçi bir havası vardı. Origins’in görsel diline şu an için nötr olsam da mantıklı bir tasarım olmuşa benzer. Oyunun orjinal seslendirme sanatçısının yine projede olması büyük bir artı bu arada. 28 Ekim’de sivri şapkamızı ve asamızı tozlu raftan çıkarıyoruz. 

Outer Worlds 2

İlk oyun güzeldi bak. Çok yüzeysel kaldığı noktalar vardı. Gereksiz kolaylaştırılan mekaniklere sahipti fakat bir şekilde kendisini oynatmıştı. Obsidian’ın zaten kötü iş yaptığına pek rastlamadım. Belli noktalarda haklı, bazı noktalarda ise yersiz eleştiriler alan Avowed bile (woke tarafını saymazsak) akıp gitti. OW2, kağıt üzerinde ilk oyunun eksik kalan noktalarına güzel dokunuşlar yapacak gibi. Özellikle hemen her mekanikte daha derin bir oyun görecek olmak heyecanlandırıyor. BF 6 sonrasında Ekim’de çıkacak oyunlar arasında ikinci favorim.

Ekim'de Çıkacak Oyunlar

Hareket kabiliyeti, gizlilik öğeleri de dahil olmak üzere, daha fazla. Bu da haritaların daha da büyümesini sağlamış. İlk oyun da yarı açık dünya idi. En önemli gelişmelerden birisi yetenek ağacı ve karakter yaratma alternatifleri üzerinde yapılmış. Tek tek elbette anlatmam fakat oldukça detaylı duruyor. Bununla beraber tabii ki RPG sistemleri daha anlamlı hale gelecek. Silah yelpazesi fena değildi lakin cephanenin geliştirilmiş olması mutlu ediyor. Ayrıca ilk oyunda saçma biçimde yer almayan el bombalarına bu sefer yer verilmiş. Korkularım da var tabii. Hemen her Unreal Engine 5 oyununda dile getirdiğim optimizasyon problemi burada da baş gösterebilir. Zira Avowed’u DLSS olmadan oynayamadım. Yine de stutter vardı fakat görsellerde bozulma olmadı. Diğer tarafta yancılar, ilk oyundaki gibi OW2’de de göt gibi duruyorlar afedersiniz. Sürekli dibimizde duran karakterlerin çekilebilir tipler olmasını isterim. 29 Ekim’de önce bayramımızı kutluyoruz <3. Daha sonra eve gelip oyun oynayabiliriz. 

Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!

(Visited 246 times, 1 visits today)
Kapat