Ahoy!
Hali hazırda yorgun cüzdanları bir kere daha üzmeye yemin etmiş bir Ağustos ayına giriyoruz. Mafia, Snake Eater ve Gears of War, AAA dünyasını temsilen ağır ağır geliyor. Mafia için “80’lik bir oyun olsun, bizim olsun” kafasındayım. Gears of War zaten bebeğim, her türlü Game Pass ile akacak. Dying Light: The Beast’in ertelenip Ağustos’ta çıkacak oyunların arasında olmaması çok üzücü değil zira aşırı fazla oyun var ve 1 ay (19 Eylül’de çıkacak) pek de sorun değil.
Metal Gear Solid Delta: Snake Eater‘ı Dürbün’de didiklemedim fakat baştan aşağı harika bir remake olacak gibi. İrdelemedim çünkü oyunu zaten biliyoruz ve her şeyin en teknolojik haliyle gelecek olması hakkında uzun uzadıya konuşamam. Ha keza Gears of War: Reloaded da öyle. Her koşulda oynanacaklar. Umuuyorum ki, her iki IP için tüm oyunlar bu şekilde yenilenip karşımıza çıkar. MGS 4’ü hele başka hiçbir yerde göremedik.
Bunun dışında AA ve bağımsız listesi de Ağustos’ta çıkacak oyunlar için oldukça keyifli. İlla bir seçim yapmak zorunda olsam listeden The Knightling’i alır geçerim.
- The Pub Life Simulator (01 Ağustos 2025)
- Catto’s Post Office (04 Ağustos 2025)
- Sporting Goods Shop (04 Ağustos 2025)
- Valiant Tactics (04 Ağustos 2025)
- Oscuro Blossom’s Glow (05 Ağustos 2025)
- Era One (6 Ağustos 2025)
- Static Dread: The Lighthouse (06 Ağustos 2025)
- Gradius Origins (07 Ağustos 2025)
- Guntouchables (07 Ağustos 2025)
- King’s Blade (07 Ağustos 2025)
- Fischer’s Fishing Journey (08 Ağustos 2025)
- Neon Spellstorm (11 Ağustos 2025)
- Passant: A Chess Roguelike (11 Ağustos 2025)
- Whisper Mountain Outbreak (11 Ağustos 2025)
- Abyssus (12 Ağustos 2025)
- Fallen City Brawl (12 Ağustos 2025)
- Gug (12 Ağustos 2025)
- Metavoidal (13 Ağustos 2025)
- Hidden Pass (14 Ağustos 2025)
- Inkshade (14 Ağustos 2025)
- Ovis Loop (14 Ağustos 2025)
- Warhammer 40,000: Dawn of War – Definitive Edition (14 Ağustos 2025)
- Madden NFL 26 (14 Ağustos 2025)
- BOULDER DASH 40th Anniversary (20 Ağustos 2025)
- VOID/BREAKER (20 Ağustos 2025)
- Worldwide Rush (20 Ağustos 2025)
- Deep Sleep: Labyrinth of the Forsaken (21 Ağustos 2025)
- Pizza Bandit (25 Ağustos 2025)
- Gears of War: Reloaded (26 Ağustos 2025)
- Quartet (26 Ağustos 2025)
- Ascend (28 Ağustos 2025)
- Goblin Cleanup (28 Ağustos 2025)
- Metal Gear Solid Delta: Snake Eater (28 Ağustos 2025)
- Apocalyptic Shadow (29 Ağustos 2025)
- Lost Soul Aside (29 Ağustos 2025)
Texnoplazm
Bir anda karşılaştığım bir Boomer Shooter. Öyle daha önceden takip falan etmiyordum. Hem akıcı oynanışı hem de görsel dili tam benlik. Gun fu action dediğimiz, yakın dövüş ve ateşli silahları bir arada kullandığımız dövüş stilini benimsiyor. Bir sentetik “bebeği” kontrol ediyoruz. Blade Runner kafası diyebiliriz. Normal şartlarda itaat etmesi gerekirken bir aydınlanma yaşayan bebeğimiz, amacını keşfetmek üzere üstüne gelen çete üyelerini ve şehrin itini uğursuzunu fena benzetiyor.
Oynanış videolarını gayet beğendim çünkü “anlık olarak oyun tarzını değiştir” vaadini yerine getirecekler gibi. Düşmanların kendi silahlarını onlara karşı kullanabiliyoruz. Yumruk, menzilli ve ateşli silahlar arasında hızlıca geçiş yapıyoruz. Bunları yaparken akın akın gelen düşmana karşı sabit durmamak gerekecek. Oyun ilerledikçe özel hareketler ve pasif yetenekler geliştireceğiz. Oyunun cyberpunk temalı bir Avrupa şehrinde geçmesi ise farklı bir deneyim olacaktır. Deus Ex: Mankind Divided bu anlamda nefis iş çıkarmıştı. Her şey çok güzel fakat tek düşündüren nokta 2 yıla kadar çıkabilecek erken erişim süresi. Tek kişi tarafından geliştirilmesi bunun temel sebebi. İlk versiyonda oyunun ilk bölümleri bulunacak; bu da oldukça kısa bir oynanış süresi demek. Bu açıdan dikkatli yaklaşıp ilk yorumlara göre satın almakta fayda var. Yoksa hype yaratmadı değil. 4 Ağustos’ta bir Matrix, bir Equilibrium havası estirmeyelim mi?

Sands of Hope
Açık dünya, keşif, özgün mekanikler, etkileyici pixel art ve farklı bir evren… İlk bakışta 90’ların ortalarındaki oyun kafasına benzettim. Gerek sanat tasarımı ve gerekse de mekanikler bu çağrışımı yarattı. Sands of Hope, kabaca bir çöl coğrafyasına suyu getirmemizi konu alıyor. Teknolojik bir dünya olsa da en temel gereksinim olan suyu ne kadar çok kişiye ulaştırırsak o kadar ilerleme katediyoruz.
Açık dünya yapısındaki oyunda enerji çekirdeklerine ulaştıkça farklı yerleşimlerin de çeşmesi akmaya başlıyor. Bunu yapmak için de manyetik küplerden oluşan bulmacaları çözüyoruz. Harita çok büyük değil fakat kompakt yapısı sayesinde her yerden bir şey çıkabiliyor. Çizgisel bir yapısı yok. Oyunun yönlendirmesine kapılabilir veya kafanıza göre yol çizebilirsiniz. Araç kullanımı bu mekaniği çeşitlendirecektir. Sadece bulmaca çözmeyecek olmak güzel. Köy halkıyla tanıştıkça yeni hikayeler öğreniyoruz. 4 Ağustos’ta “su faturasını gören köylü şoku” diye meme’ler havada uçuşuyor, ihi.

Paper Animal Adventure
Geçenlerde PS3 oyunu olan 3D Dot Game Heroes gelmişti aklıma ve o tarz bir oyun olaydı da oynayaydım diye içimden geçirmiştim. PAA, ilk olarak Paper Mario’yu örnek alan bir roguelike. İlk olarak 1.0 versiyonunu görmeyeceğiz. Erken erişim versiyonunda oyunun %50’lik kısmı sunulacak. Maksimum 1 yıllık bir süreç planlanıyor. Fakat açıklanan bölüm, eşya ve özellik sayısı oldukça iyi. Tam sürümde bunu ikiye katlarlarsa rogue mekanikleri için deli dehşet bir varyasyon havuzu ortaya çıkar. Yerel eşli oyun da yine zamanla eklenecekler arasında.
Rastgele oluşturulan bölümlerde, illa bir bölüm sonu ile karşılaştığımız seferlere çıkacağız. Oyunun germe, yorma gibi bir amacı yok. Hatta Casual modu bile var. Her bir karakterin oynanışta uzmanlaştığı noktaları olacak. Tüketilebilir eşyaları beraber kullanarak bambaşka şeyler üreteceğiz. Ayrıca yeteneklerimizi hem aktif hem de pasif biçimde geliştireceğiz. Aktif yetenekler genelde oyun tarzına etki ederken kalitesine göre değişen yapışkanlar sayesinde pasif güçler de gelişecek. 7 Ağustos’ta canavar civcivle kahve içip mantar tepikliyoruz. Kız babalığı böyle bir şey <3.

Tiny Bookshop
Tiny Bookshop, beyaz yakalıların ya da boktan şehir hayatından haklı olarak sıkılanların deniz kenarında bir yere yerleşme hayalini gerçeğe dönüştürecek. Bir kere oyunun görsel dilini çok sevdim ve bunu birçok ufak detayda yansıtmasını ayrıca beğendim. Seyyar bir kitapçı açacağız ve dükkanı çeşit çeşit güzel manzaralı yerde açıp para kazanacağız. Kitap arabasını dekore etmek ayrı bir eğlence olacak gibi çünkü oyuncuya kullanabileceği farklı temalar sunulmuş. En ufak detaya kadar kafamızdakini yansıtıyoruz.
Oyun mekanikleri minik minik fakat pek keyifli duruyor. Öncelikle kütüphanenin zengin olması gerekiyor. Her zevke hitap edecek kitapları bulundurmalıyız. Diğer tarafta doğru müşteriye doğru kitabı önermeliyiz. Bazen de kararsız müşterileri şaşırtacak tavsiyelerimiz olmalı. Şehrin çeşit çeşit lokasyonunda “tezgah açarak”, hikaye hakkında da bilgi sahibi oluyoruz. Dikkat edin, şehrin her bir bölgesindeki hedef kitle fark ediyor. Yani Kadıköy semalarında başarı ile alakalı kitaplar gitmez, niheheh. Ayrıca bu minik ziyaretler ile etrafta toplanabilir öğeler keşfediyoruz. Nefis biçimde kafa dinlendireceğe benziyor TB. 7 Ağustos’ta fantastik kategorisinde ne var ne yoksa alıyoruz.

Mafia: The Old Country
Dying Light’ın ertelenince Snake Eater ile beraber Ağustos’ta çıkacak oyunlar arasında AAA klasmanında yalnız kaldılar. Mafia IP’si hakkında uzun uzadıya konuşmaya gerek yok zaten birçoğumuzun bayılarak oynadığı bir marka (3. oyunu kapsam dışında bırakıyorum). The Old Country’nin en ilgi çekici yönü elbetteki tam bir “origins” oyunu olup bizi 1900’lerin başına, Sicilya’ya götürmesi. İtalyan mimarisini oyunlarda ayrı seviyorum ve Sniper Elite’in Çizme’de geçen bölümlerinde hep “Daha fazlası olsa keşke” demiştim. Dönem ve lokasyon sayesinde mafya konseptini ve Akdeniz havasını doyasıya tadacağız.
Şu ana kadar oyun hakkında birçok oynanış görüntüsü yayınlandı. Kötü değil fakat devrimsel bir etki yaratacak gibi durmuyor. Fakat açık dünyayı tıpkı ilk iki oyun gibi kullanacak olması oyun için en önemli heyecan noktalarından biri. Bizi abuk subuk aktivitelere boğmayacak TOC. Aksine, açık dünyayı bir araç olarak kullanıp bizi olabildiğince sürükleyici bir etkinin altında bırakmaya çalışacak. Videolardaki mekan çeşitliliğini ise sevdim. Görev tasarımlarında bir problem olmazsa daha lineer olarak planlanan bölümler bayağı bir sinematik havada geçer. Hikayenin en güçlü yan olacağını düşünüyorum. Oynanışta gerek bam güm, gerekse de gizlilikle ilerleyebileceğiz. Ata binip araç kullanacağız. Heyecan var mı? Elbette var. Ön sipariş eder miyim? Yazın maalesef oyuna pek para kalmıyor, ehe. Fakat her türlü oynamak istiyorum. 8 Ağustos’ta size reddedemeyeceğiniz bir teklifle geleceğim, kıps.

The Scouring
Nefis görünen bir RTS. Türün en tutan temalarından birini, Ork ve İnsan savaşını konu alıyor. Erken erişimde yayınlanacak olan Scouring için ilk başta bir senaryo modu bulunmayacak. Skirmish diyebileceğimiz oyun modunda yapay zekaya ya da başka oyunculara karşı savaşacağız. Fakat online ilk başta 1v1 ile kısıtlı. Bir de kahraman modu yani tek bir karaktere odaklanan oyun türü yer alacak. Temel mekanikler erken erişimde sunulacak olsa da ünite, biyom çeşitliliği ve tabii ki senaryo için 1.0’a kadar 18 ay sabretmeliyiz. Keşke tam sürümü Ağustos’ta çıkacak oyunlar listesinde yer alsaydı.
Grafiklere ve animasyonlara kesinlikle ek bir vurgu yapılması gerekiyor. Dinamik yıkım, gerçekçi animasyonlar ve harika efektlerle savaş alanı ayrı bir etkileyici duruyor. Tek kişinin geliştirmesiyle başlayan bir süreç için takdir edilesi görsellik sunacak. Oynanışta klasik kaynak topla – bina dik – ünite çıkar mekaniği işleyecek fakat Aksiyon – RPG tarafına kayacak başka bir mekanik daha bulunacak. Kahramanı direkt kontrol edeceğiz ve dilediğimiz şekilde kuşatacağız. Ayrıca ciddi bir mod desteği planlanıyor. Oyuncular, yalnızca kendi haritalarını değil komple senaryoları tasarlayacaklar. 12 Ağustos’ta sıkışırsak bir yerlerden Arthas’ı çağıracağız. Ne de olsa konuya vakıf, ehe.

Echoes of the End
Sürpriz bir duyuruyla tanıştık zira 1 ay önce ilk kez haberimiz oldu ve Ağustos’ta çıkacak oyunlar arasında yer alıyor. God of War’dan fazlasıyla esinlenmişler. Kopya yorumları da var ama oyun güzel olduktan sonra hiç problem değil. Oyun dünyası için kopya dahi yapılsa bu şekilde çıkan nefis oyunlara da denk geldik. 2016’da kurulan Myrkur Games tarafından geliştiriliyor. Firmanın daha önce kayıtlı bir oyunu yok. 9 senedir geliştirildiğini ümit ediyorum. İlk görüntülere göre gayet ümit veren bir oyun.
Detaylara girmeden önce endişe noktalarımı anlatmam lazım. Oynanış videolarında hamlık var, net. Ayrıca Unreal Engine ile geliştirilmesi diğer ürkütücü gerçek. Ufak bir stüdyonun elinden çıkabilecek bir UE oyunu için soru işaretleri olması normal. Ayrıca duyuru tarihi ve çıkışı arasında çok kısa süre var. Bunun dışında optimist bakış açısıyla GoW tadında bir oynanışa sahip, İzlanda mitlerini anlatan ve her ne kadar UE korkutsa da grafikleri açısından taş gibi bir oyun var karşımızda. Tabii, bu konuda “İzlanda’da siyahi karakter ne alaka?” demeden duramam. Bu detay maalesef günümüzün kanayan yarası. Neyse. Ana karakterimiz hem kılıç kullanımında hem de büyü güçleri açısından maharetli. Oyun ilerledikçe her yönde gelişim gösteriyoruz ve ayrıca çevreyle etkileşimde de bu yetenekleri kullanıyoruz. Sinematik anlatım anlamında gayet iyi işler çıkmışa benzer. 12 Ağustos’ta eğer ertelenmezse İzlanda’nın soğuk havasıyla serinliyoruz. Hatta bahisleri açıyorum, %50 ertelenir, ehe.

Sword of the Sea
İtiraf ediyorum: ABZÛ, The Pathless veya Journey’i oynamadım. Aslında konsept olarak bana fazlasıyla dönük oyunlardı özellikle ABZÛ fakat işte meşhur backlog <3. Ehe, neyse. Sword of the Sea, hem yine deniz ve okyanus temasına sahip olması hem de oynanıştaki dokunuşlarıyla ekstra bir merak uyandırdı. Ağustos’ta çıkacak oyunlar içindeki en sanatsal oyun. Grafikler tabii ki, ilk oyunlar gibi eşsiz. Günümüz teknolojisiyle özellikle su efektleri ve dalgalar şahane görünüyor. Mekan çeşitliliğini düşününce oynanış görüntülerinde gördüklerimizden daha fazlasıyla karşılaşacak olmak hype yaratıyor.
Oynanış bayağı bir hızlı ve akıcı. Aslında kadim bir kılıç olan Hoversword’u snowboard, skateboard ve surfboard olarak üç ana şekilde kullanıyoruz. Kılıcın temel amacı bizi hızlıca bir yerden ötekine taşımak. Bu sırada artistik hareketler yapıp en yüksek hızda ve irtifada seyretmeye çalışıyoruz. Bulunduğumuz diyarda sürekli olarak suyun akışı hakim. Bazen çöllere, bazen tepelere uğruyoruz. Ölümden diriltilen bir ruh olarak çorak alanları suyla kavuşturmak temel amacımız. Bu sırada toprağın altındaki dev okyanusu ve diyarı keşfediyoruz. 19 Ağustos’ta galiba tatilde olacağım fakat olmasam da sörfün dibine vururdum, ehe.

Discounty
Bir Yönetim Simülasyonu ve RPG. Konu alışıldık: Bize miras kalan bir mülk var ve onu işletmemiz gerekiyor. Bu sefer bir süpermarket sahibiyiz. Teyzemiz, Biomkest adındaki bir sahil kasabasının tek süpermarketini bize bırakmış. Bakkal seviyesindeki işletmeyi alıp kocaman bir hipermarkete çevirmek elimizde. Fakat bunu yaparken kasaba sakinlerini üzmemek gerekiyor. Yani para hırsıyla agresif bir büyüme ile müşteri memnuniyetini ön planda tutan bir anlayış arasında karar vereceğiz.
Marketi kafamıza göre dekore edip raf sistemini oluşturacağız. Burada göze hoş gelmesi bizi etkileyen bir durum fakat en önemlisi alışverişi kolaylaştıracak şekilde ayar çekmeliyiz. Burada tedarik ağı çok önemli. Yalnızca doğru fiyata tedarik etmek yetmiyor çünkü üreticilerin güvenini de kazanmamız gerekecek. Ticaret anlaşmaları bu konudaki en büyük kozumuz. Bir de elbette yerel halk var. Onların hikayelerine dahil olacak, arkadaşlıklar kuracak ve müşteri sadakati sağlayacağız. 21 Ağustos’ta Sakar Şakir’deki kazakçı bakkal değil halkın gül yüzlü mahalle marketi oluyoruz.

Altheia: The Wrath of Aferi
Heh işte, severim böyle ufak stüdyoların elinden çıkan aksiyon oyunlarını. İlla onlarca kompleks mekanik olmasına gerek yok. Az, öz ama yaratıcı olarak uygulanabilir ve sıkmayan içerikler yeter. Ghibli ve Chizu gibi stüdyoların işlerinden esinlenen bir oyun Altheia. Lili ve Sadi adındaki iki arkadaşın, Void adındaki düşmana ve “minyonlarına” karşı olan savaşına dahil olacağız.
Bir karakterin dövüş sanatlarında diğerinin de büyü tarafında yetenekli olması, çeşitlilik açısından güzel. Bu sayede tek başına mücadele edilmesi mümkün olmayan düşmanlara karşı elimiz güçlü olacak. Aynı şey bulmacalar için de geçerli. Zelda mantığındaki bulmacalar, oyuna farklı bir katman katacaktır. Görsel dili ekstra beğendim. Bu gibi görece ufak projelerle PS2 ve PS3 döneminde fazlaca karşılaştık. Genelde de keyifli olurlar. Altheia için de benzer biçimde ümitliyim. 21 Ağustos’ta AI tarafından yaratılan Ghibli görsellerinden kaçabilirsek huzur içinde maceraya dalacağız.

Space Adventure Cobra – The Awakening
Tam bir dinozor işi hatta benden bile evvel bir animenin oyun uyarlaması. Ben de hayal meyal hatırlıyorum he. Buram buram 70’ler havası kokuyor ve dönemin keyifli bilim kurgu anlayışı konuyu ilginç kılıyor. Tam bir space opera olmasından dolayı bayağı bir inceledim ve sanırım oyun sayesinde IP’ye giriş yapacağım. Özellikle birçok farklı gezegeni ziyaret edecek olmamız lore’u öğrenmemiz açısından hoş.
Anime kökleri sayesinde oyun nefis görünüyor. Aksiyon sahneleri gayet cartoon havasında ve eğer oynanış da göründüğü kadar iyiyse çocukken pazar sabahı kalkıp çizgi film izlemeye eş değer bir deneyim olabilir. Cobra’nın klasik silahlarının yanında ekipmanları da işimizi kolaylaştıracak. Ayrıca hareket çeşitliliğini ayrı sevdim. Hoplayıp zıplayıp bir de yüzebilmek ve su altında da savaşmak güzel olacak. Yerel co-op desteğini de unutmadan ekleyelim. 26 Ağustos’ta puroyu elin uzaylısının alnına yapıştırıyoruz.

The Knightling
Ağustos’ta çıkacak oyunlar arasında büyükler dışında en merak ettiğim isim. Katıksız bir Aksiyon – Macera. Hatta eski usül söylemlerle açık dünyalı bir 3D Platform da diyebiliriz. Bir şövalye yaverini canlandırıyoruz ve çok amaçlı olarak kullanabileceğimiz bir kalkan dışında silahımız yok. Fakat kalkan deyip geçmeyin; bayağı bir yaratıcı kurgulanmış. Oyun dünyası 4 bölgeden oluşuyor ve kalkana binerek de seyahat ediyoruz. Geliştirici firma, daha önce Pine’ı piyasaya sürmüş. Fena oyun değildi, ümidim bu sefer daha yüksek.
Başladığımız noktada kalmıyoruz ve Clessia halkının ihtiyaç duyduğu kahramana, yeteneklerimizi geliştire geliştire dönüşüyoruz. Kalkan, asli görevi olan savunmayı layığıyla yerine getirirken özellikle gelişen saldırılar sayesinde kombolar için de sık başvurduğumuz bir silaha dönüşüyor. Platform öğeleri ise sıkça karşımıza çıkacak ve tabiii ki, bu sekanslarda en büyük dostumuz kalkan olacak. Dümdüz bir aksiyon oyunu oynamayacağız. Açık dünyada karşılaşacağımız karakterle oyunun RPG kısmını destekleyecek muhabbetlere gireceğiz. 28 Ağustos’ta kalkanı o kadar fazla yerde kullanıyoruz ki, Captain America kıskanıyor, ihi.

SHINOBI: Art of Vengeance
Ağustos’ta çıkacak oyunlar için en son isim Art of Vengeance. Kült seri klasmanına rahatlıkla girebilecek olan Shinobi’nin teeee 14 yıl sonra çıkan ilk oyunu olacak. Sega, yeni oyunu Streets of Rage 4’ü geliştiren ekibe emanet etmiş. Bir ara 3 boyutlu olarak da gördüğümüz Shinobi, Art of Vengeance’da köklerine sadık kalacak ve 2D Platform olarak karşımıza çıkacak. En başta söyleyeyim, biraz daha vahşet öğesi görmek isterdim. Serinin bazı oyunlarında güzel gitmişti. Fakat “cartoonish” bir sanat tasarımı var. Çok bayılmadım maalesef.
Fakat! Oynanışla alakalı menü dolu dolu. Birçok ninja tekniğini öğrenip uzmanlaşacağız. Kombo odaklı hızlı oynanışta farklı yetenekler ön plana çıkacak. Yetenekleri kolyeler ile geliştireceğiz. Ningi adındaki aparatlar, hareket kabiliyetimizi arttıracak. Duvarlara tırmanmak, havada süzülmek gibi maceralara gireceğiz. Bunun gibi birçok hareket sayesinde oynanış oldukça akıcı görünüyor. Sanat tasarımına laf ettim ama özellikle aksiyon sahneleri nefis bir anime gibi etki bırakıyor. 29 Ağustos’ta beyaz ninja kıyafetimizi tozlu raftan çıkarıyoruz; hastasıyız.

Bir sonraki Dürbün‘de görüşmek üzere!

















