Lan, salıdan beri gözlüksüzüm. Gitti bi de sapı kırıldı; taa önümüzdeki salı gelecek. Bundan dolayı Dürbün’ü kısık gözlerle, aynı sapık gibi yazıyorum. Normalin üzerinde yaptığım, yapacağım ne kadar imla hatası varsa artık Ahmet düzeltecek niehhehehe. Ek iş alanı yarattım <3.
Bir de süprüz bir çekilişimiz var. Aşağıdaki linkte katılım şartları yer alıyor. Öyle antin kuntin mevzular yok merak etmeyin.
Bu hafta çıkacak oyunlar retro açlığımı doyurup taşıracak cinsten. Skald ve Selaco bende muazzam bir hype yaratıyor. Tiny Terry’s Turbo Trip ve Capes ise Dürbün’de yer almayıp merak ettiğim isimlerin başında geliyor. Rogue Prince of Persia, Dungeons of Blood and Dream, Reus 2, Elegy of Fate ve Umbraclaw da diğer dikkat edilesi oyunlar.
26 Mayıs – 1 Haziran’da Çıkacak Oyunlar
Nine Sols
“2D Sekiro” diye özetleyip direkt ilginizi çekeyim. Bir de hikaye ve lore tarafının da altının doldurulduğunu yazayım. Son olarak da “Taopunk” diye bir kavram türetilip Taoizm ile Cyberpunk’ın harmanlandığını anlatayım tam olsun. Devotion ve Detention’ın geliştiricisi Red Candle Games, Nine Sols’da bambaşka bir tarz denemiş. Tür olarak Aksiyon – Platform denilse de oynanışa karakter gelişimi ile Metroidvania öğeleri de eklenmiş. Altyapısı sağlam duruyor ama tüm bunların nasıl uygulandığını merak ediyorum.
Oynanışta Sekiro’yu Sekiro yapan savuşturma ve savunma özelliklerine odaklanılmış. Oyunun zamanlamaya aşırı dikkat etmemiz gereken bir savaş sistemi var ve savaşlar tıpkı Sekiro’daki gibi hızlı gerçekleşiyor. Yeni yerler keşfettikçe yeni karakterler tanıyoruz ve böylece yeteneklerimizin sayısı artıyor. El çizimi grafikleri, bolca NPC’yi ve elbette oyunun anlatmak istediklerinin yoğunluğunu düşününce, haritayı keşfetmek için ortaya bolca sebep ortaya çıkıyor. 29 Mayıs’tan önce katananın tozunu alıp parlatmakta fayda var.
SKALD: Against The Black Priory
Kendisini 5000 yıldır falan takip ediyorum ve tam da “aç” olduğum bir dönemde çıkıyor. Açım zira, eski Ultima veya SSI kafasında bir şeyler arıyorum son dönemlerde. Elim ne zaman alternatiflere gitse de “Ulan Skald geliyor!1!!1” oluyordum. Tasarımından oynanışına pür retro bir isim Skald. Genel iskeleti, geçmişin güzel örneklerine dayanacak ama modern dokunuşlarla da günümüzün ihtiyaçları karşılanacak. Eski oyunların günümüzde zor deneyim edilmesinin en büyük sebebi aslında grafikleri değil, arayüzleri ve oynanıştaki hantallıkları. Aha işte Skald gibi retro kafadaki oyunların şu önemli eksikleri gidermesi de kritik bir dokunuş.
Tahmin edersiniz ki, oyunun sıra tabanlı bir savaş sistemi var. Karakterimizi yaratarak oyuna başlıyoruz ve daha sonra parti üyelerini belirliyoruz. Level cap için 20 denilmiş; güzel. Diyaloglarda seçimlere odaklanacağız ve bir zar mekaniği ile de farklı işlerdeki başarı oranımız belirlenecek. Skald’ın dünyası büyük tutulmuş; haritada ziyaret edilecek bir sürü mekan var. Kasabalarda, zindanlarda ve ana haritada yolculuk için farklı farklı yapılar kullanılmış. Savaşlarda dikkatimi çeken şeylerden biri “status effect’ler” oldu. “Area of effect” büyülerin/yeteneklerin sayısı da oldukça doyurucu. Açıkçası aşırı yükseldiğim bir oyun Skald ve başarılı olmasını da fena halde istiyorum. 30 Mayıs’ta piksel piksel partimizi kurup, bit bit müziklerle kendimizi yollara vuracağız.

Yayıncı: Raw Fury
30 Mayıs'ta çıkıyor.
Vendir: Plague of Lies
Vendir, Skald’ın daha az heyecan vereni gibi dursa da bazı özellikleriyle merak uyandırmadı da değil. Vampire’s Fall: Origins’i bilen bilir, kendi yağında kavrulan bir oyundu. Heh işte onun yapımcısından, daha kapsamlı bir oyun yolda. Vendir’de beni en çok sevindiren şey klasik yapıya sadık kalması oldu. “İnteraktif dünya” kavramının altını ne kadar doldurabilirler orasını bilemem ama hedefledikleri şeyler kesinlikle doğru.
Oyun, klasik yapıda olacağı için hikaye büyük önem arz edecek. Oyuncuyu keşfe yönlendiren bir yapı olacak ve bunun için de geniş bir ekipman havuzu sunulacak. Savaşlar için sıra tabanlı denmiş ama bir tık Taktiksel RPG havası da var sanki; bunu desteklemek adına yetenek ve build alternatiflerinde bonkör davranmışlar. Ekran görüntülerindeki Türkçe dil desteği dikkatinizi çekmiştir bu arada. 30 Mayıs’ta “Skald mı Vendir mi?” ikileminde kalmak umuduyla…
Astor: Blade of the Monolith
Hacım severim bu tip oyunları. Eskiden sayıca daha da fazlalardı; Asterigos gibilerini aldım ama vakitsizlikten oynayamadım. Düz Aksiyon oyunu, mis gibi. Ama günümüzün albeni yaratan özelliklerinden de mahrum değil. Keşfedilecek bir dünya, farklı oynanış stilleri, karakter gelişimi ve kombo odaklı bir oynanış. Hem yer üstünde hem zindanlarda hem de harabe halindeki tapınaklarda oyunun bize sunacağı bolca içerik olacak.
20 saatlik bir oynanış süresi vaat eden Astor’un içeriğinin kararında olması gayet mantıklı. Oyunda 16 çeşit düşman ve 10 adet boss bulunacakmış. Savaşlarda 4 farklı silahı bolca rünik güç ile beraber kullanacağız. Silah sayısı az gibi dursa da hepsinin stili ve hareket şeması farklı olursa 20 saat için yeter de artar. Ayrıca oyunda New Game+ modu da yer alacakmış. Grafikleri beğendim, vaatleri de. Beklentim öyle ekstrem değil; bundan dolayı oynarsam net bir şekilde keyif alacağımı düşünüyorum. 30 Mayıs’ta zindanıdır tapınağıdır takılıyoruz.

Yayıncı: Versus Evil & tinyBuild
30 Mayıs'ta çıkıyor.
Selaco
Skald ile beraber yolunu gözlüyordum. Demosu çok iyiydi; GZDoom’la geliştirilip bambaşka görünen çok oyuna denk geldim ama Selaco bunun nirvanası falandı. İşler demodan sonra da iyice gelişti elbette. Son dönemdeki “remake furyasından” hiç nasiplenemeyen F.E.A.R. serisinin Selaco için ilham kaynağı olması konunun özü. Benzer aksiyon yapısı, parçalanabilir çevre ögeleri ve yapay zeka Selaco’da da yer alacak. AI için ekstra özen gösterilmiş ve bizim hareketlerimize göre stratejik düşünebilecek düşmanlar tasarlanmış.
Yalnız ciddi bir erken erişim sürecine girecek oyun. 1.0’a 2026’da ulaşması bekleniyor ama günün sonunda sağlam bir içeriğe sahip olacak tabii. Örnek vermek gerekirse demoda 3 harita – bölüm yani – varken, sadece erken erişimde 30 tane olacak. 11 tamamen geliştirilebilir silahın yanında alternatif atış modları da yer alacak. Demonun ağzımda bıraktığı nefis tadı düşününce, erken erişimin içeriği bana gayet yeterli geliyor. Elbette her oyunun tamamlanmış bir halde çıkış yapmasını isterim ama sektör böyle; yapcek bir şey yok. 31 Mayıs’ta yalnızca nasıl parçalandığını görmek için bardağa sürahiye bile sıkıyoruz.
Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!












