Yazar • 18:22• Dürbün

Dürbün: 16-22 Şubat’ta Çıkacak Oyunlar

Bayağı bir karmaşık 7 gün. 16-22 Şubat’ta çıkacak oyunlar hem sayıca oldukça fazlalar hem de aralarında Like a Dragon: Pirate Yakuza in Hawaii gibi bir eğlence odağı bulunuyor. Like a Dragon serisine dalacak vakit bulsam kesinlikle “day one” atlardım; muazzam duruyor.

Ahoy!

Temiz temiz KCD 2 oynarken, başka bir şey ile ilgilenmek zor geliyor. Valla yazı falan da yazma motivasyonu yoktu çünkü oyun çok iyi, ehe. Bir yandan Stalker 2’ye sağlam bir yama geldi ve Avowed da çıktı. Avowed, beni birçok açıdan hayal kırıklığına itse de sözüne güvendiğim kişiler tarafından da “Keyifli” olarak nitelendiriliyor. Bu yüzden elbette bakmadan geçemeyeceğim ve önyargısız oynayacağım. Elbette, Orta Çağ maceram bittikten sonra.

Bayağı bir karmaşık 7 gün. 16-22 Şubat’ta çıkacak oyunlar hem sayıca oldukça fazlalar hem de aralarında Like a Dragon: Pirate Yakuza in Hawaii gibi bir eğlence odağı bulunuyor. Like a Dragon serisine dalacak vakit bulsam kesinlikle “day one” atlardım; muazzam duruyor. Haftanın diğer ilgi çekenleri ise Sodaman, Gunforged, Mini City: Mayhem, Cinema Simulator 2025, Lost Records: Bloom & Rage, Microtopia, The Silent Kingdom, Unbridled: That Horse Game,, Cabernet, Kitty’s Hungry Adventure, Blood Typers, The King of Fighters XIII Global Match, Die in the Dungeon ve Tiny Pasture.

Ale Abbey

Muazzam güzel duruyor. Manastır “işletecek” ve lezzetli biralar üreteceğiz. Baş Rahip olarak, ufak bir manastırla başlayacağız ve daha sonra kaçak olmayan yeni katlar çıka çıka ibadethaneyi büyüteceğiz. Fakat görüntülere göre bayağı bir büyüyor. Bira işi asıl mevzu olsa da bir manastırda olması gereken her türlü tesise sahip olmamız şart. Personelin sorunsuz bir şekilde hayatını idame ettirmesi de bizim görevimiz. Yani ana görevin yanında bizi yan görev ve etkinlikler de meşgul edecek.

Erken erişim olarak yayınlanacak ancak bunun da farklı bir hikayesi var. Geliştiriciler, demo sonrası edinilen geri bildirimlere göre oyunu erken erişim olarak yayınlamayı uygun görmüşler ve 10 aylık bir süre belirlemişler. Çekirdek oyun mekanikleri ilk versiyonda olacak ancak başta bira çeşitleri olmak üzere 1.0 versiyonunda oyunun içerik kısmı zenginleşecek. Bira demişken, en sona sakladım zira üretimi konusunda her türlü ıncık cıncık detaya dikkat etmemiz gerekecek. Basit bir üretim sistemi sunulmayacak. Üretimden sonra pazarlaması da yine bize bakacak. 18 Şubat’ta ilahi lezzetlerle milleti sarhoş ediyoruz.

Cinnabunny

Bu hafta bayağı bir “cozy” oyun var ve her biri de tasarım olarak aşırı ilgi çekici. Cinnabunny, Animal Crossing ve Stardew Valley gibi türün en önemli iki isminden esinleniyor. Özellikle couch co-op desteğiyle rahatlatıcı oyun deneyimi iyice keyifli hale gelecektir. Kuraklıkla boğuşan ailemizin bizden yeni bir yaşam alanı bulmamızı istemesiyle yollara çıkıyor ve yeni fırınımızı açıyoruz. Dükkanımız için yapacağımız tonla şey varken bir yandan da köy halkı ile sıkı fıkı olacağız. Grafiklerin sade ve nefis göründüğünü söylemeden geçmeyeyim.

Tarifler, çok önemli yer tutacak. Klasik tariflerin dışında oyunda ilerledikçe yenilerine erişim sağlayacağız veya kendi dokunuşumuzla bambaşka lezzetler üreteceğiz. Bunu verimli biçimde sağlayabilmek için bolca malzemeye ihtiyaç duyacağız. Çiftçilik yaparak, malzeme tedariğini büyük ölçüde sağlayacağız. 4 adet temel yetenek bulunacak ve bu yeteneklerde başarılı işler yaptıkça gelişecekler. Fırını dekore ederek midemize hitap ettiği kadar gözümüzü de şenlendirecek hale getireceğiz. Yapılacak işlerin arasında yalnızca pişirme ve ekip biçme yok. Mini oyunları, madencilik gibi farklı aktiviteler de destekleyecek. Oyun dünyasının bu gibi keşif öğeleriyle doldurulmasını sevdim. 19 Şubat’ta 62’den tavşan yapıyoruz.

Unbroken 

Farklı bir iş. Neckbreak’in yapımcılarından. Zaten eski oyuncuların yabancılık çekmeyecekleri belirtilmiş. Düz FPS gibi görünse de aslında Aksiyon – Macera. Bu aralar çok sık denk geldiğim ve hatta bu hafta 3. defa denk geldiğim erken erişim yöntemiyle yayınlanacak. Ancak 6 ay gibi kısa bir sürede tamamlanacak. Oyun, şu an %80 oranında tamamlanmış. Geriye kalan bug ayıklamaları ve iyileştirmeler olacak. Bir hainin peşinden, Crest Edge adındaki bir bölgeye gidiyoruz. Yolumuzu özgürce çizip amacımıza istediğimiz şekilde ulaşıyoruz. Hatta ana görevi tamamen terk etme gibi bir alternatif de var.

Görsel dil bayağı bir kendine özgün.Vahşet dozajı da yüksek olduğu için her yer kan revan olduğunda iyice kaos yaşanıyor. Oynanışta klasik FPS yapısının yanında Resin dediğimiz ve en büyük özelliği Bullet Time etkisi yaratmak özel yağlar kullanıyoruz. Ayrıca sağlam depik de atabiliyoruz. Silahlar uçuk kaçık görünmüyor. Klasik ateşli silahlar ve bir de kılıç gördüm ki, bayılırım. Crest Edge, sınıf ayrımı yaşanan bir bölge olduğu için gezdiğimiz yerlerde hem sosyolojik hem de mimari açıdan birçok farklı örneğe rastlayacağız. Oyunun lore’u da bu sınıf ayrımı üzerine inşa edilecek. Unbroken, eskinin niş FPS oyunlarından (Tekwar, Witchhaven gibi) ilham alacağı için beni ekstra meraklandırdı. 20 Şubat’ta kelle avına çıkıyoruz.

X-Out: Resurfaced

Shoot’em up, özellikle eski örneklerini düşününce, en sevdiğim türlerden. 90’larda deli gibi oynadığım ve defalarca bitirdiğim sürüyle örneği var. O dönem elbette hayal gücümüz de tavandı ve oyunlar da aslında buna olanak sağlıyordu. X-Out da türün en eski örneklerinden; ilk çıkışı 1989. Resurfaced, tamamen yeniden yapım olacak. X-Out, ilk çıktığında bile kendi gemini/filonu tasarlama mekaniğiyle fark yaratmıştı. Bu mekanik, daha da kullanıcı dostu biçimde yeni versiyonda yer alıyor. Yani geliştiricilerin farklı bir şey ekleme derdi pek yok. Oyun, zaten gayet “ileriye dönüktü”.

Grafikler elbette elden fazlasıyla geçmiş ama aslına aşırı uygun bir tasarım mantığında ilerlenmiş. Bu da hoşuma gitmedi değil. Bölümlere sadık kalınmış ama local co-op ile ekstra keyif verecektir. Bir de her bölümü tersten oynadığımız ayna modu var. Unutmadan geçmeyelim. X-Out’un kapak tasarımını, birçok başarılı imza atan Celal Kandemiroğlu yapmıştı. Resurfaced için de kardeşi Oğan Kandemiroğlu yine aynı görevi üstlenmiş. Celal Kandemiroğlu’nun anısına güzel bir jest. Ve müzikler yine efsanevi Chris Hülsbeck’in elinden çıkmış. 20 Şubat’ta uzaylıyı yerde değil denizin dibinde buluyoruz.

Peripeteia

İlk demosunu denediğimde ciddi eksikleri vardı ve ilgimi aşırı çekmesine rağmen daha çok yolunun olduğunu da hissettirmişti. Ancak oyun, bu süre içerisinde sağlam biçimde geliştirilmeye devam etti ve şimdi de erken erişim olarak çıkacak seviyeye geldi. Bu versiyonda 5 ana ve 2 bonus bölüm var fakat 2026’da 1.0 versiyonu planlandığına göre içerik açısından bayağı bir gelişime açık olacaktır.

Oyunumuz, tam bir Immersive Sim ve türün en iyilerini kendisine örnek almış. Hem FPS hem de TPS bakış açılarına sahip. Süperasker olan ana karakterimizle alternatif bir Polonya geleceğinde, dibine kadar yozlaşmış bir post-Sovyet şehrindeyiz. Oyunun gizlilik, aksiyon ve RPG mekaniklerini harmanlayan bir yapısı olacak. 90’lar sanat tarzını bolca göreceğiz ve zaten grafiklerde de bu net biçimde görünüyor. Ayrıca distopik ve iç karartıcı yapısı, cyberpunk temasına cuk oturuyor. Sevdiğim özelliklerden biri de istediğimiz herhangi bir yere özgürce tırmanabilmek. Bu da haritalarda dikey katmanların oluşmasını sağlıyor. 21 Şubat’ta Deus Ex açlığımızı Polonya semalarında gideriyoruz.

Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!

(Visited 18 times, 1 visits today)
↑
Kapat