31 Mart, iki büyük olaya ev sahipliği yapıyor. Bunlardan en önemlisi ve konuşulmaya değer olanı doğum günüm. Bir de yerel seçimler var işte… Bugünkü konumuz da seçimlerden hemen önce çıkan ve adeta “Türkiye seçim simülasyonu” tadında bir oyun olan Turkish Throne.
Ata sporumuz siyaset
Apolitik olmanın imkansız olduğu bu topraklarda, hepimiz birer seçim ve siyaset bağımlısıyız. Mesaimiz seçimden daha aylar önce başlar; seçim gününe kadar çeşitli siyasi içerikleri tüketir ve her parti için milimetrik tahminlerde bulunuruz. Artık seçim yasağının kalktığı, akla karanın belli olduğu saatlerde de televizyon ekranındaki yüzlerce istatistiği gözümüzü kırpmadan takip ederiz. Hal böyleyken, bütün bu süreci simüle eden Turkish Throne’a fena halde sardım.
Oyun tek bir kişinin, çiçeği burnunda bir bilgisayar mühendisi olan Talha’nın eseri. Kendisi daha önce pek çok oyunun yerelleştirme ve test süreçlerinde yer almış ancak oyun geliştirmeye dair pek bir deneyimi yokmuş. Yani işin “mutfağına” da tam anlamıyla Turkish Throne ile adım atmış. TT, 5 ay ve 490 saatlik bir maceranın ürünü. Kabaca projeyi 5 ay boyunca günde 3-4 saat mesai yaparak geliştirdiğini söylüyor Talha.
Kendisine özellikle böyle bir fikri hayata geçirmek için gereken entelektüel bilgilerin ne kadarına hakim olduğunu sordum. Hani istatistik olur, siyaset bilimi olur, olur da olur. Talha’nın verdiği cevap kısa, öz ve yeterliydi: “Aşağı yukarı ortalama bir Türk gencinin sahip olduğu kadar.”. Sonuçta bilgi birikimi olarak hepimiz bir siyasetçiden farksızız, değil mi?
Turkish Throne oyuncuya ne sunuyor?
Yazıya direkt oyunun geliştirme sürecinden başlayınca, içeriği es geçmiş gibi oldum. Ama TT’nin menüsü de konuşulmaya bir hayli değer. Seçimlere, şu an ülkemizde varlığını sürdüren en popüler 5 partiyle beraber, 6. bir isim olarak giriyoruz. Tabii partimizin ismini, logosunu ve liderini belirledikten sonra. Bunun ardından bizi bir Türkiye haritası karşılıyor. Şehirler son seçim sonuçlarına – siz bu yazıyı okuduğunuzda şayet güncellenmezse sondan ikinci – göre ilgili renklere boyanmış. Meclisteki koltuk dağılımı ve ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi de yine yaşanmış olay ve sonuçların bir yansıması.
Partimizle bu verilerin ışığında bir strateji belirliyor ve çalışmalara başlıyoruz. Oyundaki bir tur, bir haftayı ifade ediyor ve her hafta bir miting, bir il ziyareti ve belli sayıda seçim yatırımı yapabiliyoruz. Tabii bunları da partinin bütçesini ve nüfuzunu kullanarak gerçekleştirdiğimiz için kaynak yönetiminde de çeşitli stratejiler belirlememiz gerekiyor. Miting mekaniği bir mini oyuna benzetilmiş, il ziyaretlerinde karşılaştığımız olaylarda da çeşitli seçimler yapmamız gerekiyor. Bu seçimler çoğu zaman diğer partilerle olan ilişkimizi ve o ildeki oy oranımızı ama olumlu ama olumsuz etkiliyor. Bunların sonuçlarını da en çok ittifak kurmaya çalışırken görüyoruz.
Ancak aramızın iyi olduğu bir partiyle ittifak kurabiliyor, onunla da hepimizin örneklerine aşina olduğu gibi seçtiğimiz illerde seçime ortak giriyoruz. TT’deki ilk seçim Cumhur – Millet yarışına ev sahipliği yapsa da ilerleyen seçimlerde bu partilerden birini yanımıza çekebiliyoruz tabii. Peki, seçimleri kazanınca ne oluyor? Oyun direkt sona mı eriyor? Hayır, hatta yeni mekanikler açılıyor. Turkish Throne şu an erken erişim sürecinde olduğu için bu kısımlar öyle çok detaylı değil. Ama mecliste çoğunluğu elde ettiğimiz zaman istediğimiz kanun fikirlerini yasalaştırabiliyor ve Cumhurbaşkanı olduğumuzda da halkın belirli zümrelerini destekleyip çeşitli ödüllere sahip olabiliyoruz.
Gelecek planları
Oyunun menüsünü konuştuk. Evet, içerik anlamında bazı eksikler var ama bu büyük oranda Turkish Throne’un erken erişim sürecinde olmasıyla alakalı. Yoksa Talha’nın oyuna ekleyeceği daha pek çok şey var. Mesela ilerleyen güncellemelerle birlikte diplomasi trafiğimiz diğer ülkeleri de kapsayacak ve onlarla çeşitli anlaşmalar yapabileceğiz. Aynı şekilde sınır ötesi operasyonlar ve Avrupa Birliği’ne entegrasyon süreci de oyuna derinlik katacak diğer unsurlar olacak.
Talha’ya son olarak sektörün “mutfağına” geçmek isteyen kişiler için verebileceği bir tavsiye veya paylaşmak istediği bir pişmanlığının olup olmadığını sordum. Cevabı olduğu gibi aktarıyorum: “Para kazanmak amaçlı girilecek sektör bu sektör değil. Emeğinin karşılığını almama ihtimali çok yüksek. “Sıfır reklam sıfır bütçe ile girdim kaybedecek bir şeyim yok.” diyebilseniz bile harcadığınız aylar belki yıllar parayla telafi edilemeyebilir. Ben bu oyunu yaparken, ki aktif olarak geliştirmeye devam ediyorum, keyif alıyordum. Bu nedenle harcadığım zaman beni rahatsız etmiyordu.”.









ecevit olma simülasyonu