Yazar • 19:58• Dürbün

Dürbün: 24-30 Mart’ta Çıkacak Oyunlar

Dürbün’ün yeni sayısı, içerisinde Geneforge 2 – Infestation ve Pepper Grinder gibi 24-30 Mart’ta çıkacak oyunları barındırıyor.

DLSS ve FSR olmadan nefes alamadığımız saçma sapan bir “yeni nesil” yaşıyoruz. Çok severek oynadığım Alan Wake 2 de hype üstüne hype yaratan Dragon’s Dogma 2 de objektif olarak bakıldığında ciddi performans sorunlarına sahipler. AW2 örneğinden de görüldüğü üzere oyun çıktıktan ancak aylar sonra tam teşekküllü optimizasyon yamaları yayınlanıyor. Bu konuda Sony tarafını takdir ediyorum; Horizon: Forbidden West’te yaptıkları gibi, isteyen müthiş bir optimizasyon da yaratabiliyor.

24-30 Mart’ta çıkacak oyunlar çoğunlukla bağımsız kafada. Tek tek sıralamadan olmaz: Palia, Between Horizons, Sentry, Millennia, South Park: Snowday!, Bulwark: Falconeer Chronicles, Outpost: Infinity Siege, AutoForge, Terra Memoria, Distant Bloom, Enlisted, The Last Explorer, Open Roads, Omega Crafter ve Felvidek gibi güzel takipçi sayıları yakalamış oyunlardan oluşan kalabalık bir çıkış takvimi var.

24-30 Mart’ta Çıkacak Oyunlar

Geneforge 2 – Infestation

Spiderweb söz konusuysa o oyun buraya taşınır. Son dönemde çıkardıkları oyunları vakitsizlikten oynayamasam da Geneforge ve Avernum gibi serileriyle korsan vasıtasıyla tanışmıştım, ehe. Napak, o zaman öğrenciydik kem küm. Şimdi de Queen’s Wish gibi yeni oyunlarının dışında, Geneforge’un remaster çalışmasıyla karşımıza çıkıyorlar. Genelde her oyunlarında neredeyse Baldur’s Gate 3 kalitesinde bir derinlik var. Geneforge serisinde de her şeyi ve hatta hayatı yaratabilen güçlerimiz vardır. Bu yüzden de oyuncunun oldukça fazla alternatifi olur.

Geneforge 2 - Infestation

Geneforge 2’de kendimizi, kendi yarattıklarımızın artık bize itaat etmediği kaotik bir dünyada bulacağız. Oyunda oldukça geniş bir seçim yelpazesi olacak. Hem görevlerde hem de mekaniklerde bunu bolca deneyim edeceğiz. Doğru – yanlış veya iyi – kötü gibi kavramlar bizi çok etkilemeyecek. Karakterimizi oluştururken sınıf seçiminin haricinde pasif ve aktif yetenek seçiminde de son derece özgür olacağız. Bolca savaşa girecek olsak da iletişim odaklı becerilerimizin de ekmeğini yiyeceğiz. 27 Mart’ta “Alayına isyan ulen!” diyenlerin kafasını eziyoruz.

Godsworn

Oh yes, mis gibi klasik RTS. Bolca mitolojik ve fantastik ögenin yer aldığı Godsworn’da mevzular Pagan tanrıların etrafında dönecek. Yani kuzey rüzgarları suratımıza suratımıza çarpacak. Oyunda standart RTS birimleri, standart RTS mantığı ve bolca birim çeşidi alternatifi mevcut. Ama daha da fazlası için oyun ilk etapta erken erişim olarak yayınlanacak. Erken erişim sürümü, senaryonun giriş bölümünü ve sınırlı sayıda haritayı kapsayacak. Tam bir senaryo deneyimi için 1.0 versiyonunu bekleyeceğiz.

Godsworn

Bir de işin “hero” kısmı var. Kahramanlar, ekstra özel yetenekleriyle savaş alanının çehresini rahatlıkla değiştirebilecekler. Özellikle çatışmanın sıklaştığı ve işlerin karıştığı anlarda büyük farklılık yaratacaklardır. Kahramanların ve seçilebilecek tarafların farklı yeteneklere sahip olduklarını söylememe gerek yok. Ayrıca oyunun co-op desteği de olacak ki, bu türde olmazsa olmaz gibi bir şey. Grafikler ise bana bir tık Warcraft 3’ü anımsattı. 27 Mart’ta LAN partisi tadında bir deneyim yaşamak ümidiyle gemiyi kuzeye çeviriyoruz.

Maniac

Maniac, düşük prodüksiyonlu ama bolca karmaşa sunacağa benzer. Low poly grafiklerini açıkçası beğendim; detaylı çalışmışlar. En önemli konu olan oynanabilirliğe odaklanırsak, o tarafta da 6 farklı ruh hastası karakter seçebileceğimiz roguelike bir yapı ortaya çıkıyor. Şehirde kaos çıkaracağız, belli seviyelere ulaştıkça da bir sürü ıvır zıvır açılacak.

Maniac

Oyunda birbirinden farklı 11 adet mini açık dünya bulunacak. Bir de harita editörü eklemişler ki, oyuncular yeni bölümler tasarlayabilsin. Oynanışı keyifli gördüm; birçok öğe patlıyor, parçalanıyor. Keşke binalar da öyle olsaydı. Silah sayısı en önemli şey ve onu da bol tutmuşlar. Araç da kullanabiliyoruz bu arada. Zaten kendisini Vampire Survivors ve GTA’nın karışımı olarak tanımlayan bir oyun Maniac. 28 Mart’ta sarhoş Noel Baba ile hediye dağıtımına çıkıyoruz.

Under The Yoke

Olay çok iyi: Orta Çağ köylüsü simülasyonu. Bu sefer öyle koca koca imparatorlukları değil, gayet mütevazı yaşamları olan halktan kimseleri yöneteceğiz. İşe sıfırdan kendi karakterimizi oluşturarak başlayacağız. Ufak bir tarla ve derme çatma bir kulübe ile dünyaya adım atacak ve hayatımızı idame ettireceğiz. Tabii elbette bir aile de kuracağız.

Under The Yoke

Oyun, tek bir karaktere odaklanmayacak. Orta Çağ boyunca aynı ailenin farklı jenerasyonlarına hayat vereceğiz. Her bir bireyin farklı bir karakteri ve ihtiyaçları olacak. Dolayısıyla rutin bir oyun döngüsü olmayacak. Alwin tarla sürerken, Benedicta örgü işlerinde iyi olacak falan filan. Genelde metin ve menü odaklı bir arayüz kullanılmış ama görsel tarafta el çizimleri yine de iyi. 28 Mart’ta tuvalet alışkanlıklarımızı değiştiriyoruz: O dönemde evin dışında ihtiyaç gideriliyordu.

Pepper Grinder

Orijinal işler yapan oyunları severiz. PG de standart Platform mekaniklerine “delip geçme” işlevini ekliyor. Elimizdeki matkapla gördüğümüz pek çok yapının içerisinden gerçek anlamda geçebiliyoruz. Bu arada oyunun ismi “biber değirmeni” değil. Kızımızın adı Pepper; biber oradan geliyor. Denizci kızımızın gemisi karaya oturuyor ve hazinemiz karaktersiz utanmazlar tarafından çalınıyor. Biz de haliyle bunu yapanların peşine düşüyoruz.

Pepper Grinder

Tüm oynanabilirlik elbette matkabın üzerine kurulmuş. Ancak videolara bakılırsa – grafikler de pek tatliş – oynanışta bizi bekleyen daha birçok varyasyon var. En başta su altında da bolca yüzeceğiz. Ek olarak, farkı matkap uçlarını kullanıp zorlu bulmacaları çözeceğiz. Tabii ki bu mekaniklerin keyifli olabilmesi için bölüm tasarımlarının yaratıcı olması şart. 28 Şubat’ta matkabı alakasız saatlerde çalıştırıp komşuların sinirini bozmayalım.

Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!

(Visited 37 times, 1 visits today)
↑
Kapat