Yazar 19:00 Dürbün

Dürbün: 6-12 Ekim’de Çıkacak Oyunlar

Dürbün’ün yeni sayısı, içerisinde Silent Hill 2 ve Europa gibi 6-12 Ekim’de çıkacak oyunları barındırıyor.

Mundus Novus, hiçbir zaman yalnızca oyundan ibaret değildir. İşte, bu sayı da ona binaen bir Dürbün olacak. “Avrupa’da Türk Gecesi!” başlığıyla duyurulan, rezil bir futbol izlediğimiz ve kimsenin kimseyle dalga geçemediği bir spor haftasından daha herkese merhaba. Bir Galatasaraylı olarak, FB ve BJK bros ile billur geçemediğim için çok üzgünüm ama maalesef eldeki malzeme bu idi. Artık önümüzdeki maçlara bakacağız ama FC 25‘te bakacağız gibi; oyunun 10 saatlik deneme sürümünü az biraz oynadım ve oynanışı son iki oyuna kıyasla daha çok beğendim sanırım. Böyle de oyuna bağlarım yalnız, ehe.

Ekim, geçtiğimiz aya göre nicelik olarak sakin başlıyor AMA bu daha çok fırtına öncesi sessizlik gibi. Dürbün pek hareketli; Silent Hill 2 haftanın tartışmasız yıldızı. Dürbün’deki isimlerin haricindeyse Shady Knight, Dragon Ball: Sparking! Zero, Amber Isle, Metaphor: ReFantazio, Diablo IV: Vessel of Hatred, Sky Brew, Sky Oceans: Wings for Hire, Last Time I Saw You ve Decline’s Drops dikkat çekiyor.

6-12 Ekim’de Çıkacak Oyunlar

Anima Flux

Bu satırlarda en çok konuştuğumuz tür muhtemelen Metroidvania’dır. Severiz, orası ayrı. Anima Flux da 80’leri anımsatan muhteşem el çizimi grafikleriyle Dürbün’e 2-0 önde başlıyor. Hem ara sahneler hem de oyun içi görüntü nefis. Ve bir başka önemli nokta var ki, o da oyunun yerel eşli oyuna odaklanması. Anima Flux’ı tabii ki başından sonuna kadar tek başınıza da oynayabilirsiniz ama asıl olay eş dostla Metroidvania keyfi yaşayabilmek.

Anima Flux

Kıyamet sonrası bir gelecekte envai çeşit mutanta karşı savaş vereceğiz. Oyundaki her iki karakterin de yetenekleri ayrı olacak, bu sayede birbirini tamamlayan bir ikili haline geleceğiz. İki kişiyken bu mevzu güzel olabilir bak. Bölüm sonu canavarlarında da stratejimizi arkadaşımızla beraber belirlememiz gerekecekmiş. Tek kişiyken karakterler arasında geçiş yapabilecek miyiz orası muamma ama muhtemelen bu imkan tanınmıştır. 7 Ekim’de eve çiğdem ve kola stoklayıp en yakın arkadaşımızı davet ediyoruz. 

Silent Hill 2

Orijinal SH2’yi 23 yıl önce oynayıp, onda da sanırsam yarıda bırakmıştım. Kendisine dair hiçbir şey hatırlamıyorum kısacası. Oyun, şimdi remake olarak geliyor ve ilk inceleme puanları da ağız sulandıran cinsten. 23 senenin ardından aklımda kalan hiçbir şey olmadığı için SH2’nin remake’ine tamamen yeni bir oyun muamelesi yapacağım. Ve evet, ilk oyunu oynamadan da bunu oynayabilirsiniz; Silent Hill evreninin zaman çizelgesi bir tık karışık.

Silent Hill 2

Remake, adının hakkını her açıdan verecek gibi. Herkes ilk olarak grafiklere bakacak şüphesiz; o tarafta muazzam işler var bir kere. Ray tracing sağ olsun gölge ve ışık oyunları nefis görünüyor. Karakter modellemeleri de hakeza öyle. Ama iş görselleri düzeltmekle bitmiyor: Malum, tee PS2 döneminde çıkmış bir oyundan bahsediyoruz. Oynanış kısmında sabit kameradan omuz üstü kameraya geçilmiş. Değişen kamera açısıyla birlikte dövüş sistemi de buna uygun olacak şekilde yeniden dizayn edilmiş. Daha geniş bir haritaya, yeni yeni içerikler eklenmiş. Geliştirici ekibi Observer, Medium ve Layers of Fear ile tanıyoruz. Yani ellerinin fazlasıyla sıcak olduğu bir alandayız. 8 Ekim’de 30 dolar versem mi vermesem mi diye düşüneceğim. Daha Space Marine 2’yi almadık, bu nereden çıktı şimdi?

Plague: London 1665

Sessiz Tepe’si ayrı bu ayrı içimizi daraltacak ama konu ilginç: Kara Veba dönemindeyiz ve etraftaki cesetleri toplayıp gömüyoruz. Yani kısacası bir mezarlık görevlisiyiz. Ama salgın döneminde olduğumuz için işimiz haliyle çok yoğun ve bir hayli de zor. Tabii tehlikenin büyük olması kazancımızı da doğal olarak aynı oranda yükseltiyor. Çek çek benzeri bir arabamız var; temel mekanik olarak sokaklardan topladığımız ölüleri mezarlığa getiriyor ve uygun biçimde defnediyoruz. Ha bu arada, sokaklar demişken oyun Londra’da geçiyor.

Plague: London 1665

Oyundaki tek mekanik tabii ki defin işlemi değil. Veba yaydıklarından ötürü fareler baş düşmanımız; onlardan kaçmamız veya tuzağa düşürmemiz gerekiyor. Diğer yandan, kaynaklarımız da son derece kısıtlı ve bu da bizi hem harap durumdaki şehirde kaynak aramaya hem de sağ kalan diğer insanlarla ticaret yapmaya zorluyor. Oyunda ilerledikçe yeni NPC’lerle karşılaşıyoruz ve bunların her birinin de farklı ihtiyaçları oluyor. Burada bazı ahlaki seçimler yapmamız isteniyor ve kararlarımız maceramızın ilerleyişini etkiliyor. 9 Ekim’de A Plague Tale’dan elde ettiğimiz deneyimleri 1665 yılına taşıyoruz.

Guild Saga: Vanished Worlds

Guild Saga: Vanished Worlds, birçok açıdan yükseldiğim bir RPG. Bir kere korsan teması ve beraberinde gelen “bir sürü ada” fikri beni tavladı. Tropikal iklimde geçen oyunları ayrı bir seviyorum ki, eski oyunlarda bu daha da modaydı. Oyunun hikaye ve lore kısmına fazlasıyla özenilmiş; anlatım yönünden bizi yoğun bir içerik bekliyor. GS, erken erişim olarak yayınlanacak ve oyunun ilk bölümünü barındıracak olan ilk sürümün ardından bizi yoğun bir içerik bombardımanı bekleyecek. Gelecek için planlanan şeyler bayağı bir heyecan verici.

Guild Saga: Vanished Worlds

Karakterimizi sıfırdan yaratacağız. Daha sonra maceramız boyunca geniş bir yancı havuzuyla karşılaşacak ve partimizi kafamıza göre oluşturacağız. Karakterlerin hikayelerine ekstra özen gösterilmiş ve oyuncuya geniş bir özelleştirme havuzu sunulacakmış. Oyunda 100 civarı yeteneğin olması planlanıyor. Hand-crafted bir yapı olduğundan çevrede keşfedecek tonla yer olacak. Savaşlarda Taktiksel RYO ögeleri kullanılacak ve başta yerleşim yerleri olmak üzere bolca NPC bizi farklı farklı yerlerde bekleyecek. Yani oyunda sadece savaş odaklı mekanikler olmayacak, çenemiz de yorulacak. 10 Ekim’de ne kadar korsan varsa ekibe katacağız; bir “Mundus Novuslu” olmak bunu gerektirir.

Europa

Ahmet Bey’in daha önce haberini yaptığı tatliş bir oyun Europa. Adını, Jüpiter’in uydusu olan ve bizim de ancak teleskopla görebildiğimiz minnak bir gök cisminden alıyor. Europa’yı “gezegenleştirme” faaliyetlerinin sonucunda kendi gezegenimize benzetmişiz ve üzerinde takılabiliyoruz. Karakterimiz ise bir android. Bazı sorularımıza cevap bulmak adına bir maceraya atılacağız ama o sorular ne, bilmiyoruz henüz. Oyun 3-4 saatlik bir oynanış süresine sahip olacak ve tamamen kafa dağıtmaya yönelik bir yapıda olacak. Zaten görsellerden de anlaşılıyor.

Europa

Süre kısa gibi gözükse de daha küçük ve kompakt haritalar her daim tercihim olmuştur. Oyunumuz da bunu hedefleyerek bizi maceramız boyunca farklı farklı bölgelere götürecek. Bir jetpack’e sahip olacağız ve oynanıştaki genel mekanikler de bu aletin üzerine kurulacak. İlk başta öyle özgürce uçamayacağız ama cihazı geliştirerek daha uzun mesafeler gidebileceğiz. Ve son olarak, bir diğer oynanış mekaniğimiz de bulmacalar olacak. 11 Ekim’de arkaya Final Countdown açıyoruz, ehe ;).

Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!

(Visited 49 times, 1 visits today)
Kapat