Yazar • 18:09• Dürbün

Dürbün: 19-25 Ocak’ta Çıkacak Oyunlar

19-25 Ocak’ta çıkacak oyunlar bayağı bir uzun saat gömdürecek türden. Final Fantasy VII Rebirth’ün olduğu bir haftada elbette kendisini başa yazacaktık.

Ahoy!

Ocak güzel devam ediyor. Açıkçası çıkış fiyatları açısından da artık 300-400 TL bandı normal olduğu için özellikle ilgimi çeken oyunlarda “La fiyatı da iyiymiş” moduna girdim. Ama bu ay da ciddi oranda radarıma giren oyun var ve daha da gelecek. Bir de beklemediğim anda shadow droplar oluyor, çat diye yayınlıyorlar oyunu kalıyorum. 

19-25 Ocak’ta çıkacak oyunlar bayağı bir uzun saat gömdürecek türden. Final Fantasy VII Rebirth’ün olduğu bir haftada elbette kendisini başa yazacaktık. Beni bir diğer meraklandıran oyun ise, uzun süredir arcade yarışa hasret biri olarak, Tokyo Xtreme Racer oldu. Super Roboy, Tales Beyond The Tomb – The Last Vigil, Dump of the Dead X, Turbo Dismount 2 ve Border Town ise haftanın çerezlik ama gözden kaçmayanları oldu.

The Dark Side of Ceclon

Tertemiz indie. Bu hafta buraya ekleyebileceğim başka oyunlar elbette vardı ancak tek kişi tarafından geliştirilen bir oyunun, prodüksiyon açısından değil ama içerik yönünden heyecan verici bir şeyler ortaya koymasına daha bir saygı duydum. Evet, bayağı bir detaysız hatta 20 senelik dursa da beni cezbeden birkaç yönü var. Bunların başında rastgele oluşturulan bir haritasının olmaması yatıyor. Türü temelde Aksiyon – Macera olsa da hayatta kalma öğeleri işin içine girince genelde procedural zımbırtılar devreye girerdi. Burada o yok, mis. Rastgele mevzular olmadığı için keşfin bir anlamı kalıyor. Zira açık dünya olduğu için başta materyal toplamak için yapacağımız gezilerde sağı solu araştırırken kendimizi kaybetme imkanımız var. 

Yalnız azcık hikayeyi de anlataydım iyiydi, ehe. Veka adlı enerjiyi çıkarmak için Ceclon’a yönlendirilen ekipten tek sağ kalan biziz. Burada hem hayatta kalmalı, hem Nocturne adındaki ırka karşı direnmeli hem de enerjiyi Dünya’ya götürmenin bir yolunu bulmalıyız. Hayatta kalma öğeleri standart. Jensen adındaki karakterimizi çeşitli özelliklerde geliştirebiliyoruz. Bir adet yancı Battle Droid sahibiyiz. Alışveriş yapabileceğimiz başka bir robot var. Ekipman çeşitliliği bol. Gece – gündüz döngüsü mevcut ve geceler tamamen karanlık. Göz gözü görmezken bir de uyumamız gereken saatte Nocturne saldırılarına karşı koyuyoruz. Vaat edilenler güzel, odunsuluk beklentim ise yüksek. 20 Ocak’ta her koşulda hayatta kalma deneyimine sahip olduğumuz için rahat rahat takılacağız.

Blazing Trail 

Silkworm ve Desert Strike… Döneminde salyalar akıtarak oynadığımız oyunlardı ki, Strike serisine ayrı bir hastayım. Yakın zamanda benzerlerinin geliştiriliyor olması nefis. Blazing Trail de “Araçlı Savaş” türünün en çekirdek örneklerinden biri. Bu arada Steam’de bu etiket hakikaten öyle çevrilmiş, çikın transleyt yaptım sandıydım,ehe. Neyse, çıkış yılı 2025 olsa da dibine kadar retro. Hikaye muazzam. Nükleer güçle çalışan ve üzerinde hiç de gerçekçi olmayacak biçimde zibilyon tane silah taşıyan bir aracımız var. Brezilya’da bilim insanlarını kaçıran teröristleri avlayacağız.

Oynanış tamamen türün klasiği biçiminde. Kompleks bir yapı yok. Ancak çok önemli olan bölüm tasarımlarında güzel dokunuşlar yapılmış ve çeşitlilik sağlanmış gibi duruyor. Lineer bir yapı olduğu için her bir bölümde dümdüz ateş et – bilim insanı kurtar sisteminin dışında bir şeyler denenmiş. Mesela bir bölümde mayınlar bizi zorlarken, diğer harita daha dar koridorlarda geçiyor. 7 adet farklı göreve çıkacağız bu arada. Kurtaracağımız kişileri bulmak ise bir tık etrafı yıkım gerektirecek çünkü genelde bir yapının içerisinde tutsak vaziyetteler. Yerel eşli co-op imkanı var ve düşman varyasyonlarını düşününce birlikten kuvvet doğdurmak daha faydalı olacak. 21 Ocak’ta jeton atacak bir yer aramayın; o devri çoktan geçtik, ihi.

Gravelord

Saf kere saf bir Boomer Shooter. Gravelord, tamamen orjinal Doom ve Quake’ten ilham almış ancak eğlenceli modern dokunuşlar eklemiş. Bir de türün minik ama karakteristik özelliklerinden biri olan karizmatik ana karakter sosu gezdirmiş, mis. Haritalarda da benzer mantığın uygulanması ve gerçekçilikten çok eğlenceye odaklanılmasıyla tam da istenen “vibe” verilmiş. Erken erişimde ilk episode ile beraber yayınlanacak. Sürecin sonunda da 2 ana episode ve yeni içerikler (başta silahlar) gelecek. 

Arena tipi haritalarda bam güm düşman öldürmek ana amacımız evet ama modern dokunuşlar demiştik he mi? En başta çizgi roman şeklindeki hikaye anlatımını anlatalım. Hoş görünüyor. Silahları geliştirebiliyoruz ve sinerji adında bir mekanik ile ekstra güçlendiriyoruz. Silah alternatifleri klasik ancak görünüşlerini beğendim ve ben de zaten klasikleri severim. Aynı anda sınırlı sayıda kullandığımız tarot kartları ile karaktere ekstra özellikler kazandırıyoruz ve oyun tarzımıza biraz daha uyduruyoruz. Ruhani küreğimiz var bir de. Bununla hem düşmanları şaşırtıyoruz hem de bazı özel lokasyonlarda hızlıca seyahat ediyoruz. 22 Ocak’ta Mezarlıklar Müdürlüğü’nde şenlik var <3.

Creo God Simulator

Bayağıdır Tanrı Simülatörü görmemiştik ya da gördük ama ben hatırlamıyorum; üşendim bakamıcam her defasında doğru bilgi veremem, nihehe. CGS, sıfırdan bir din inşa edeceğiniz, bu dine mensup kişilerin önce inanmasını sağlayacağınız, hareketlerinizle inançlarını kuvvetlendireceğiniz veya sizden korkmalarına sebep olacağınız gayet detaylı bir sim. İnsancıkları yalnızca oraya buraya yönlendireceğimiz sığ bir yapısı yok. Aksine birçok mekanik için önemli detaylar kurgulanmış. 

Oyunun şehir kurma yönünde tamamen free form dediğimiz, serbest bir inşa sistemi var. Yani binaları dilediğimiz biçimde “serpiştiriyoruz” Binaların çeşitliliği, dekorasyon ve geliştirme alternatifleri oldukça fazla. Teknolojik anlamda ilerleyebilmek ya da mucizeler (belki de gazaplar?!) gerçekleştirebilmek için “Ne kadar inanç, o kadar köfte” mantığında bize inanların sayısını arttırmamız gerekiyor. Elbette bu, nüfus artınca zorlaşıyor zira insancıklar, kendi aralarında bize karşı olumlu ya da olumsuz yönlendirmelerle çevrelerini de etkileyebiliyorlar. Tüm haritalar rastgele şekilde oluşturulacak olsa da ve sürekli olarak rastgele gelişen (başta doğa olayları) etkenlerle karşılaşacak olsak da takip edeceğimiz bir hikaye bulunacak. CGS’nin bu her bir mekaniği dallı budaklı planlamasını sevdim. Uygulamada da doğru giderlerse tertemiz oynatır kendini. 23 Ocak’ta bunu oynuyoruz, Üç Aylar içerisindeyiz diye çarpılıyoruz, ehe.

Butcher’s Creek

David Szymanski, son dönemdeki sevdiğim geliştiricilerden. Dusk ile beraber resmen bir türü hortlattı ve FPS örneklerine olan açlığı bayağı bir giderdi. BC de yine ilk bakışta Boomer Shooter gibi görünse de aslında örnek aldığı oyun Condemned. Szymanski’nin de en iyi yaptığı şey aslında bu. Yeni bir şey yaratmıyor ama benzerine pek az rastladığımız oyunların mirasını tam da olması gerektiği gibi devam ettiriyor. Hikaye çok bir şey ifade etmiyor ancak uyumlu olması açısından kamera efekti kullanılması hoş olmuş. Gerilimi arttırıyor.

Oyunun tüm olayı tamamen yakın dövüş üzerine olacak. Her türlü kesici ve ezici aletle sapık katillerle dolu kasabadan sağ çıkmaya çalışacağız. Mekan çeşitliliği güzel görünüyor. Bunu ortama göre farklı düşmanlarla desteklerlerse ekstra keyifli olur. Haritalarda genelde klostrofobik bir ortam bulunacak. Karşılaşmalar genelde bir tık ağır olacak zira önümüzde bir Shooter yok. Çevresel öğeleri de silah olarak kullanabilecek; düşmanları bir yerlere tekmeleyebilecek veya kafalarına bir şeyler atabileceğiz. 23 Ocak’ta Uğur Dündar gibi kamerayı alıp mekanı basıyoruz.

Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!

(Visited 21 times, 1 visits today)
↑
Kapat