Ahoy!
Çok güzel ay. Doom mu dersiniz, Deliver at All Costs mu, Precinct mi yoksa daha önce dürbünlenen Tainted Grail mi? Kesinlikle backlog’un daha da üzüleceği, fazla çalışmaktan helak olan kebapçı videosundaki emekçiye döneceğimiz bir Mayıs’ta çıkacak oyunlar listemiz var. Özellikle Tainted Grail’in erken erişim sürecini muazzam geçirim Scrollslike türünün de çıkışına önderlik etmesi beni aşırı heyecanlandırıyor. Oblivion Remake’e bile başlayamadım, o seviye. Zira başlarsam bu sefer yarım bıracakağımı biliyordum çünkü taptaze bir oyun evreni, delisi olduğum Oblivion’ı daha “chill” bir zamanda oynamaya itiyor. Derdimi seveyim, yeter ki bu seviyede oyunlarımız olsun <3.
-
Among Us 3D (6 Mayıs 2025)
-
Hordes of Hunger (6 Mayıs 2025)
-
Revenge of the Savage Planet (8 Mayıs 2025)
-
Pixelshire (8 Mayıs 2025)
-
Yes, Your Grace: Snowfall (8 Mayıs 2025)
-
The Midnight Walk (8 Mayıs 2025)
-
RailGods of Hysterra (7 Mayıs 2025)
-
Creature Keeper (8 Mayıs 2025)
-
Spirit of the North 2 (8 Mayıs 2025)
-
Anoxia Station (9 Mayıs 2025)
-
Legacy of Sin: Ill-Boding (12 Mayıs 2025)
-
Labyrinth of the Demon King (13 Mayıs 2025)
-
Omega Crafter (14 Mayıs 2025)
-
Void Sails (14 Mayıs 2025)
-
DOOM: The Dark Ages (15 Mayıs 2025)
-
Nubs: Arena (15 Mayıs 2025)
-
Tennis Manager 25 (15 Mayıs 2025)
-
Capcom Fighting Collection 2 (16 Mayıs 2025)
-
Of Life and Land (16 Mayıs 2025)
-
Frog Legs (19 Mayıs 2025)
-
RoadCraft (20 Mayıs 2025)
-
Bonaparte – A Mechanized Revolution (21 Mayıs 2025)
-
Fantasy Life: The Girl Who Steals Time (21 Mayıs 2025)
-
Gundam Seed Battle Destiny (21 Mayıs 2025)
-
JDM: Japanese Drift Master (21 Mayıs 2025)
-
Monster Train 2 (21 Mayıs 2025)
-
Grandma, No! (22 Mayıs 2025)
-
Lynked: Banner of the Spark (22 Mayıs 2025)
-
Out of Sight (22 Mayıs 2025)
-
Teenage Mutant Ninja Turtles: Tactical Takedown (22 Mayıs 2025)
-
Worshippers of Cthulhu (22 Mayıs 2025)
-
Onimusha 2: Samurai’s Destiny Remaster (23 Mayıs 2025)
-
To a T (28 Mayıs 2025)
-
As We Descend (28 Mayıs 2025)
-
A Nice Day for Fishing (29 Mayıs 2025)
-
Fuga: Melodies of Steel 3 (29 Mayıs 2025)
-
Sonic Wings Reunion (29 Mayıs 2025)
-
Disney Illusion Island (30 Mayıs 2025)
-
Elden Ring: Nightreign (30 Mayıs 2025)
-
F1 25 (30 Mayıs 2025)
-
Lost Soul Aside (30 Mayıs 2025)
-
Rune Factory: Guardians of Azuma (30 Mayıs 2025)
Trench Tales
Normalde WW1 konseptini sevmem ama Trench Tales, tek kişinin geliştirdiği bir oyun olmasına rağmen harika görünüyor. Atmosfer, animasyon ve grafik açısından gayet etkileyici. WW1 dedim ama oyun alternatif bir gerçeklikte ve dönemde geçiyor. Silahlar ve teknoloji daha farklı. Survival Horror gibi dursa da ve bazı noktalarda öyle oynamak durumunda kalsak da aslında bir Aksiyon oyunu. Öyle olmasına da sevindim zira oynanış videoları gayet tok.
Birbirine bağlı geniş savaş alanlarında mücadele vereceğiz. Bazıları yerleşim yerleri olacak, bazıları siperler. Siahları geliştirerek ve özelleştirerek kendi oyun tarzımıza uyduracağız. Savaşlarda taktiksel davranmak şart olacak ve yıkılabilir çevre ile çatışma hissiyatı katlanacak. Ayrıca fantastik bir oyun dünyası olduğu için zamanı yavaşlatma, duvarların arkasını görme gibi özel güçlere de sahibiz. Oyun, erken erişimde yayınlanacak ve ilk versiyonda ana oyunun üçte birlik kısmı bulunacak. 1 sene sonra da tam sürüme erişecek. 6 Mayıs’ta siperlere dımdızlak, tek başımıza hücum ediyoruz.

Captain Blood
Konu korsan teması ise buradan kaçmasının imkanı yok. Yüksek hype seviyesi yaratan bir isim Captain Blood. Katıksız bir Aksiyon, Hack & Slash. Uzuuuuun yıllardır geliştirilmesi gibi bir durum var. Bu da tamamen bitmek bilmeyen telif durumlarından kaynaklanıyor. Proje bir başladı, bir iptal edildi, bir duraksatıldı derken sonunda çıkış tarihi 2025’i gördü. Wiki’ye göre projenin duyuru tarihi 2003!
Belki de bu keşmekeş bir işe yaradı ve oyunun temelinde dönemin görkemli aksiyon oyunlarının ruhu kaldı. Oynanış eski God of War havasında; yani bağımlılık yapma ihtimali yüksek. Geliştirme süresini göz önünde bulundurunca grafikler biraz eski görünüyor ama yine de etkileyici bir görsellik var. Bölüm çeşitliliği Karayipler’in eşsiz manzaralarıyla beraber zengin olacağa benzer. Ayrıca hikaye anlatımında ara sahnelere odaklanılması olumlu. 6 Mayıs’ta yine son sesle “Ahoy!” diyor ve kılıcımızı, silahımızı hazırda bulunduruyoruz.

Siegecaster
Kule Savunması türünde ama koca koca üsler inşa edip dalga dalga gelen düşmana karşı savunma yapıyoruz. Bu yüzden özellikle sunduğu savaş ölçeği ile dikkatimi çekti. Haritalar büyük ve saldıran ordular kalabalık olduğu için taktiksel düşünmek gerekecek. Stratejiyi geniş çaplı düşünecek ve savunmada en ufak gedik bırakmamaya çalışacağız. Oyun sırasında zoom in & out yapılması keyifli olmuş. Oynanış videolarında savaşlar kaotik görünüyor.
Birden fazla harita ve biyom bulunacak. Buralarda üssü sıfırdan kurabileceğimiz farklı noktalar yer alacak. Kafamıza göre seçeceğiz ve stratejimiz de bu seçimden etkilenecek. Üssün inşasında doğru yerleşim hayati yer tutacak. Çünkü düşmanlar bütün yönlerden saldıracak. Savunma binaları kadar rünlerle yapacağımız geliştirmeler de avantaj sağlayacak. Zengin bir rün yelpazesi arasından seçim yapacağız. Bir de büyücü yetenekleri ile işin iyice zora girdiği anlarda kıçımızı kurtaracağız. Kontrolcülere tam destek verilmesi ise beni ihya eden özelliklerden. 6 Mayıs’ta bir mini Miğfer Dibi deneyimi yaşamak adına surlara çıkıyoruz.

Undivine
Karanlık bir Metroidvania. Sade pixel art tasarımını sevdim. Hatta bu basitlik bana oyunu oynatabilecek seviyede doğru kullanılmış. Ayrıca Karanlık Fantezi teması da beni çekti. Bana fazlasıyla Amiga dönemi vibe’ı verdi desem yeri. Türün klasik yapısını birebir koruyacak. Öyle devrimsel yenilikler olmayacak ama başta harita tasarımı etkileyici biçimde tasarlanırsa vaat edilen içerikleriyle beraber Undivine net biçimde eğlenceli olur. Çok uzun bir oynanış süresi olmayacak ama kompakt bir deneyime tamamız. Artık her oyun 100+ saat.
Savaş sisteminde silahların yanında Relic dediğimiz eşyalar sayesinde edindiğimiz özel güçler bulunacak. Bu güçleri hem saldırılarda hem de yolculuk sırasında kullanacağız. Engelleri aşacağız ya da erişemediğimiz yerlere gideceğiz. Ayrıca geliştireceğimiz bir yetenek sistemi bulunacak. Yeteneklerin hepsini kullanmak zorunda değiliz. Birbiriyle bağlantılı kocaman bir dünyada olduğumuz için her yeri keşfetme zorunluluğumuz yok. Oyunun bu açıdan özgürlük tanıması çok iyi. Oyuncuyu keşfetmeye odaklayan yapı, yan görevler ve toplanabilir öğelerle desteklenecek. 8 Mayıs’ta yine bir köyü derinlerden gelen tehdide karşı koruyoruz; Diablo halt yemiş ehe.

Wings of Endless
Mayıs’ta çıkacak oyunlar arasında yine piksel görselleri ile dikkatimi çeken bir isim. Wings of Endless, bir Aksiyon – RPG & Platform. Hikaye anlamında çok fazla detayımız yok. Bir kelle avcısının rolüne bürüneceğiz. Oyunun RPG yükünü yetenek ağacı taşıyacak. Ayrıca iksir üreterek ekstra güçler elde edeceğiz. Önemli bir mekanik olarak belirtmişler. Çeşitlilik açısından düşmanların, bulmacaların ve yan görevlerin doyurucu olması sevindirici.
Üç karakteri yönetebilmek oyunun en öne çıkan özelliklerinden. Üç kahramanımızın da yetenekleri farklı ve bunların arasında anlık biçimde, tek tuşla geçiş yapıyoruz. Bu sayede bol çeşitli kombolarımız oluyor. Bu mekaniği oyun içerisinde başta bulmacalar olmak üzere birçok noktada kullanıyoruz. Dünya haritası üzerindeki farklı bölgeleri ziyaret ediyoruz. Yani bir Metroidvania değil; birbiriyle bağlantılı olan kocaman alanlar yok. Fakat bölüm tasarımları bir haritadan destek almamızı gerektirecek kadar geniş tutulmuş. 8 Mayıs’ta kanatları sonsuzluğa çırpıyoruz.

Darfall
Güzel bir karman çorman. Hem RYO, hem Şehir Kurma, hem kule savunması ve hem de RTS. Dalga dalga gelen ölüler ordusuna karşı sıfır noktasından başlayıp tuğla tuğla inşa ettiğimiz kasabamızı koruyoruz. İki moddan oluşan Darfall, senaryo ve hayatta kalma olarak ayrışan deneyimler sunacak. Senaryo modunda farklı bölgelere yayılarak kademe kademe gelişeceğiz. Hayatta kalma modu ise aksiyona odaklanacak. Mayıs ayında çıkacak oyunlar, Siegecaster’dan bahsediyorum, “Allah’ını seven savunmaya gelsin” modunda takılıyorlar.
Gece – gündüz döngüsü, oyun mekaniğinin odağını oluşturacak. Gündüzleri işin RYO kısmını yaşayacağız ve karakteri güçlendirmek için çabalayacağız. Çalışanlarımız bu esnada kaynak toplayacak ve biz de keşfe çıkarak şehre fayda sağlayacak şeylerin peşinde koşacağız. Aynı zamanda şehir savunmasını ve üretim ağını kontrol etmemiz gerekecek. Şehir planlamasını ne kadar iyi yaparsak, kahramanımız için o kadar fazla hareket alanı oluşacak ve gece gelen saldırılara karşı koyacağız. Geceleri ise her türlü düşman kapımıza dayanacak ve askerlerin mesaisi başlayacak. 8 Mayıs’ta ejderhasından zombisine bizi dara düşürüecekler, ehe.

Midnight Special
Biraz da korkmalı. Point & Click Hayatta Kalma, sadece Adventure. Tema olarak Retro Horror yani 70’ler ve 80’lerin korku filmlerinin esintisini değil rüzgarını hissettirecek. Tür olarak dengeli bir dağılım yapılacak. Hayatta kalma tarafındaki aksiyon sekanslarında doğru zamanda doğru tuşa basmak gerekecek. Macera yönü ise bolca psikolojik öğe içeren bir korku hikayesini anlatacak. Bulmacaları çözmek, “perili köşkten” kaçmanın tek yolu.
Erken erişimde ilk episode’u yayınlanacak. Daha sonra 3 yeni bölümle beraber 1.0 versiyonu çıkacak. Fakat az buz bir süre değil, 1.5 seneye kadar uzayabilen bir erken versiyon silsilesi görebiliriz. Bu da açıkçası ümit veriyor zira basit bir içerik güncellemesi görmeyeceğimizi düşünüyorum. Grafikler 16-bit olarak tasarlanmış ve atmosferi gayet iyi yansıtıyor gibi görünüyor. Ayrıca seslerin etkileyici olacağı söyleniyor yani kulaklıkla oynamak şart. 8 Mayıs’ta Jason, Freddy ne çıkarsa çakıp kaçıyoruz. Yaz geldi, uğraşamam.

The Precinct
Deliver at all Costs ile beraber bu ayın aynı türdeki favorilerinden. Zaten Steam’de ortak satıldıkları paket bile var. Türler benzer ama mevzular bambaşka tabii. Demosundan aşırı keyif almıştım. Tam sürüm için ümitlerim yüksek. Birçok kişi “tersine GTA” diyor. E doğru. Akademiyi yeni bitiren bir polis memurunu canlandırıyoruz. Babamızın cinayetini çözmek en büyük ve şahsi amacımız. Ama bunun dışında meslek onurumuz da olduğu için görevi her zaman önde tutuyoruz. İrili ufaklı bir sürü suça karşı teşkilatla beraber mücadele veriyoruz.
Hem yaya olarak hem de polis aracı ve helikopter gibi araçlarla suçlu kovalayacağız. Bu sekanslar kesinlikle aşırı eğlenceli. Yıkılabilir çevre de bir artı. Ana görevlerin dışında birçok suç odaklı aktivite yer alacak. Park cezasından tutun soygunlara ve silahlı saldırılara kadar türlü serseriliğe karşı savaşacağız. Şehirde serbestçe dolaşma şansımız var. Gece – gündüz döngüsüyle beraber sandbox mekanikleri daha keyifli hale gelecektir. Grafiklerin nefis göründüğünü söylemem lazım. Şehri keşfetmek için ayrı bir sebep. 13 Mayıs’ta Polis Akademisi’nden öğrendiklerimizi hayata geçiriyoruz.

Empyreal
Buram buram Unreal Engine 5 diye bağıran oyunlara ilk başta soğuk oluyorum. Daha sonra eğer içerik tarafında güzel vaatleri varsa bir göz atıyorum. Bir keşif ekibinde yer alıyoruz ve uzaktaki bir gezegene yolumuz düşüyor. Buradaki gizemli monoliti keşfetmek bize düşüyor. Gezegene ekip halinde iniyoruz ve takım arkadaşlarımızın her birinin kendine ait bir görev dizisi yer alıyor. Yani ana görevlerin yanında bolca farklı iş bizi meşgul edecek. Kendi karakterimizi ise sıfırdan tasarlayacağız ve karakter yaratma ekranı oldukça yetenekli. Belirlediğimiz geçmiş ise bize başlangıçta farklı farklı ekipmanlar sağlayacak.
Empyreal, 3 adet silah tipi sunacak ve bunların oynanışları tamamen farklı olacak. Savaşlarda yetenekleri nasıl dağıttığımız kadar dövüş sistemine alışmanız da önemli yer tutacak. Doğru zamanda yapılan hareketlerle düşmana karşı avantaj elde edeceğiz. Ekipmanların geliştirilebilir olması ise build seçeneklerini zenginleştirecek. Loot açısından eli bol bir oyun Empyreal. Kartogramlar vasıtasıyla bulacağımız ganimetlerin niteliği değişecek. Bu kartogramlara ulaşmamız bizim keşif becerimize bağlı olarak değeişecek. Tek kişilik bir oyun olsa da bu sistem ile diğer oyuncularla eşya alışverişi yapacağız. Death Stranding’in strand sisteminin bir varyasyonu. 8 Mayıs’ta monolite adım atıyoruz. Umarım Dead Space tarzı bir yapı değildir, ehe.

Deliver At All Costs
Precinct gibi yine demosunu oynayıp direkt listeye eklediğim bir diğer isim. Polisliği bitirip kuryeliğe başlıyoruz ama bu sefer 1959 yılındayız. Dönemin müzikleri dahil olmak üzere tüm havası çok güzel yansıtılmış. Oyunun içerisinde psikolojik öğeler de içeren bir hikayesi var ama korkmayın. Eğlence unsuru ve renkli oynanış ön planda. Emektar aracımızı iş için sık sık kullanıyoruz ama yaya olarak çıktığımız birçok görev de mevcut.
Elbette en çok öne çıkan özellik, neredeyse tamamen yıkılabilir çevre öğeleri. Zamanında teslimat yapabilmek uğruna şehre Godzilla boyutunda hasar veriyoruz. Millletin evi barkı yıkılırken tepkisiz kalmıyor elbette. Ne kadar çok hasar verirsek o derece halktan tepki görüyoruz. Taşıdığımız şeyler garip garip eşyalar. Patlamak üzere olan bir bombadan kocaman bir balığa kadar geniş bir yelpazede taşımacılık yapıyoruz. 22 Mayıs’ta Death Stranding 2 öncesinde kargoculuk becerilerimizin pasını alıyoruz.

The Siege and the Sandfox
Valla ilk görünce bir dikkat kesildim, inceledikçe de heyecanlandım. Stealth odaklı bir Metroidvania. Kocaman, bölgelerin birbirine bağlı olduğu bir dünyası var. Kuşatma altındaki bir çöl şehrinde, yok yere zan altında bırakılmış bir suikastçıyı canlandırıyoruz. Pixel art’ın Unreal Engine 4 üzerinde kullanılmasının sonuçları güzel olmuşa benzer. Tasarımlar da hafiften Prince of Persia tadında. Sesleri ise sürükleyici ve gizlilik öğelerini destekler nitelikte hazırlamışlar.
Gizliliğin parkur öğeleri ile desteklenmesi oynanışa bayağı katkı sağlayacaktır. Tırmanmak, kaymak, tutunup sallanmak gibi birçok esnek hareketi yapacağız. Bu sayede birçok düşmanı ruhları bile duymadan geçeceğiz. Düşmanların bizi fark edebileceği birden fazla alternatifi olacak. Sadece ses çıkarmamak değil, söndürülmüş bir meşale ya da açık bir kapı bile bizi ele verecek. Saldırı konusunda bir detay göremedim. Olmasını isterim elbette ama eğer bölüm tasarımları akıllıca yapıldıysa sadece saklanmak da keyifli olabilir. 20 Mayıs’ta 1001 Gece Masalları’nı karanlıklarda yaşıyoruz. Erotik oldu böyle, ehe.

Jumping Jazz Cats
Parti oyunlarına delirmem ama oynarım. Fakat kedili olursa delirebilirim de. Hele böyle grafikleri varsa ekstra bir eğlenirim. Çok oyunculu bir parti oyunu JJC. 9 kişiye kadar destekliyor ve 4 kişiye kadar da split screen olarak oynayabiliyoruz. Tek kişilik aktiviteler de bulunuyor ama tabii ki, tüm olay partilemekte. Kocaman bir köşkte her bir odada değişik bir aksiyona dahil olacağız.
Parti oyunlarında özelleştirme çok önemlidir ve burada da seçeneklerimiz bol olacak. Daha önceden tasarlanan pofidiklerden birini de seçme imkanımız bulunacak. Yarışmalarda kedilerin sevdiği bir sürü yaramazlığı birebir uygulayacağız. Bir yerlerden kaymak, bir yerlere tırmanmak veya oradan oraya sıçramak gibi kedisel eylemlerle etrafı yıkıp dökeceğiz. Fizik motoru da burada fazla mesai yapacak. Tüm bu mini oyunlarda müziğin de oynanışa etkisini hissedeceğiz. Team17’nin dağıtımcılığı üstlenecek olması, oyuna olan desteğin uzun vadeli olacağı yönünde umudumu arttırıyor. 20 Mayıs’ta kendi evimde yaşadığım dağınıklığa bir de sanal ortamda maruz kalacağım, ühü.

City Tales: Medieval Era
Gönder abi, kurayım krallığımı kasabamı. Settlers ve türevlerine olan ilgim hiç bitmez, hiç sıkılmam. Foundation’ı daha sindire sindire oynuyorum ve City Tales, birçok özelliğiyle birebir benziyor. Ama hayır der miyim? Demem. Gridless yani sınırsız, özgür bir inşa sistemi olacak. Binaları yerleştirirken görünmeyen sınırlar olmadan, istediğimiz yere kondurabileceğiz. Yollar da yaptığımız şehir planlamasına göre organik biçimde kendiliğinden oluşacak. Böyle böyle, doğru planlamayla hem fonksiyonel hem de güzel görünen yerleşimlerimiz olacak.
Şehirlerin ulaşabilecekleri ölçeği beğendim. Mahallelere ayıracağımız yerleşimde her bir mahallenin ihtiyacı ve yaşam şekli farklı olacak. Güzel özellik. Şehir büyüdükçe gereksinimleri de artacağı için ticaret kalemini devreye almamız gerekecek. Tüm bu işleri neyse ki, yalnız yapmak zorunda değiliz. 9 adet, hepsi kendi hikayesine sahip danışmanımız bulunacak ve bize yönetimde yardımcı olacaklar. 1 senelik bir erken erişim süreciyle yayınlanacak olan City Tales’in, türünden ötürü bu dönemde bayağı bir değişiklik göreceği kesin. 1.0’a kadar olan zamanda hikaye anlatımına dair geliştirmelerin de yapılacak olması sevindirici. 22 Mayıs’ta her mahalleye bir birahane açarak eğlence barını köklüyoruz.

Windward Horizon
Ulen ilk oyunu sürekli kurcaladım ve sürekli bir şey çıktı ve devam edemedim. Ya da dur hatırladım. Gamepad desteği sıkıntılıydı ama yine de eğlenmiştim. Pirates! ve türevlerine delirdiğim için bu ayın hype oyunlarından. Rastgele oluşturulmuş harita konseptine genel olarak kılım fakat bu tarz oyunlara da gidiyor. Yine ilk oyundaki gibi co-op desteği mevcut.
Bir denizci olarak her konuda özgürüz. Kiminle nasıl ilişkiler kuracağımız bize bağlı. Farklı fraksiyonları düşman edinebilir ya da onlarla türlü anlaşmalar yapabiliriz. İstersek bir korsan veya istersek tüccar olabiliriz. Oyun dünyası, dinamik biçimde değiştiği için biz de bu değişimin etmenlerinden biriyiz. Elbette baştaki en büyük değişken ekonomi. Gemimizi geniş bir yetenek ağacıyla güçlendiriyoruz ve tercih ettiğimiz alanlarda geliştiriyoruz. Tayfamızı da en hırçın ve cevval tiplerden seçmek zorundayız. 22 Mayıs’ta romun dibine vurup her limanı “Ahoy!” diye inletiyoruz.

Duck Detective: The Ghost of Glamping
Daha önce misafir ettiğimiz ördeğin devam oyunu. İlk oyun, gayet iyi yorumlar alan kısa bir dedektiflik oyunuydu. İkinci oyun da yine bu oyun süresinin altını çizerek geliyor ve casual mantığı devam ettirecek. Devam oyununa bir de Sherlock’un Watson’ı gibi bir yancımız yer alacak. Şaşkın bakışlı yardımcımız ile davaları çözmek çok daha kolay olacak (umuyorum).
İlk oyuna çok da bağlanmayan, standalone bir hikayeye dahil olacağız. İpuçlarını toplarken ve davaları çözerken yine mini oyunlar yer alacak ama kafa karıştırıp ağrıtan cinsten şeyler olmayacak. Oyunun temel amacı bizi eğlendirmek. Fiyatı da zaten buna uygun biçimde uygun. Tüm diyalogların seslendirilmesi bu gibi oyunlar için nefis bir nimet. Çerezlik dediğimiz oyunlara kalite katan detaylar. 22 Mayıs’ın sıcağında trençkot giymenin acısını kasıklarda pişik olarak hissediyoruz.

PaperKlay
Ekran görüntüleriyle direkt “yay!” dedirten bir 3D Platform. Veletliğimden beri çok sevdiğim bir tür. Karton, kağıt ve kilden oluşan bir dünyayı, civciv kankamızla (adı da Nugget <3) beraber sürekli genişleteceğiz. Burada farklı bir mekanik kurgulanmış. Oyun dünyası, normalde katlı halde. Biz ilerleme katettikçe katlı haldeki karton ve kağıtlar açılıyor ve dağları, tepeleri, evleri vs. oluşturuyor.
Chick adındaki ana karakterimiz, bir hayli hareketli. Çift zıplama, atılma, süzülme gibi becerilerimiz var. Üzerimize çok fazla düşmanın geldiği bir oyun değil. Aksine çevredeki objeleri toplamak temel amaç. Ama düşmanlara karşı da sümsük biçiminde indirdiğimiz yumruğumuz var. Nugget ise özellikle bulmacalarda maharetli. Ses ve müzikler için gösterilen ekstra çabayı sevdim. Tüm karakterler seslendirilmiş ve ayrıca müzikleri de türün ustaları bestelemiş. Küçük detaylar gibi dursa da eğlence katsayısını arttıran şeyler. 27 Mayıs’ta tavuğun nereden çıktığına artık karar veriyoruz.

Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!




















