Yaza çok güzel başlıyoruz. Dolu dolu ve çeşitlilik açısından her telden çalan bir ay. Haziran’da çıkacak oyunlar arasında direkt ilk günden dalmak istediğim birkaç isim öne çıkıyor. Alters ve Dagger Directive ekstradan bir meraklandırdı. Server sıkıntısı olmazsa Rematch güzel akacaktır. Tabii ki, Haziran’ın en büyük ismi Death Stranding 2. İlk olarak PS5 için çıkacak.
Belki diyebilirsiniz, “Neden Death Stranding 2 dürbünlenmedi?!” diye. Haklısınız. Ancak günde eşimi bile 4-5 kere darladığım ve aşağıda da bahsettiğim backlog mevzusu burada da kendisini hissettiriyor. DS 2’nin bilgilerine minimal ölçüde bakıyorum ve fragmanları bile atlayarak izledim. Spoiler falan yerim diye dürbünlemedim de. Bu yüzden çıkış tarihini yazsam yeter, coşmayın. Neyse ilk oyunu yakınlarda indirdim bakalım. Başlarım umarım <3.
Öte yandan yılın en keyifli ayı benim için. Onlarca oyun duyurusu gelecek ve Ağustos’a kadar böyle olacak. Bu konuda da içerikler elbette paylaşacağız.
-
Zefyr: A Thief’s Melody (2 Haziran 2025)
-
The Karters 2: Turbo Charged (2 Haziran 2025)
-
Rise of Industry 2 (3 Haziran 2025)
-
Ultra Mega Cats (3 Haziran 2025)
-
POPUCOM (4 Haziran 2025)
-
Parallel Experiment (5 Haziran 2025)
-
Architect Life: A House Design Simulator (5 Haziran 2025)
-
Deltarune Chapters 3 & 4 (5 Haziran 2025)
-
Five Nights At Freddy’s: Secret of the Mimic (13 Haziran 2025)
-
Gex Trilogy (16 Haziran 2025)
-
Tron: Catalyst (17 Haziran 2025)
-
Date Everything! (17 Haziran 2025)
-
Hell Clock (18 Haziran 2025)
-
Raidou Remastered (19 Haziran 2025)
-
Death Stranding 2: On the Beach (26 Haziran 2025)
War of Wheels
Bir aralar ne oynardım be Carmageddon, Twisted Metal falan. Çocuktuk, o dönem zevk alırdık falan gibi bir durum yok çünkü bu türde son yıllarda pek oyun çıkmıyor. Düzgün çıktı da biz mi bakmadık? Tema olarak hoşuma giden bir Vehicle Combat. Medievalpunk temasında yani araçlarda ve oyun dünyasında bolca fantezi öğesi var. Araç tipleri de yine RPG sınıflarından ilham almış. Kozmetik öğelerin yanında ilerleme kaydettikçe yeni silah ve iyileştirmeler de açılacak. Şu an için online multiplayer yok ama bölünmüş ekranda arkadaş/kardeş/sevgili üçlemesinden biriyle oynayacağız.
Kişiselleştirme seçenekleri çok bol. İnce detaylarına ve süslerine kadar tüm otomobilleri karakterimizi yansıtacak şekle sokuyoruz. Erken erişimde çıkacak olan WoW, açıkçası ilk versiyonda çok fazla içerik sunmayacak. Yalnızca arena modu bulunacak ve araç sayısı 5 ile kısıtlı. En çok ilgimi çeken açık dünya ortamındaki Field Battle modu ise erken erişim sürecinde yayınlanacak. Ayrıca tek kişilik senaryo modu yine bu sürede tamamlanacak. Erken erişim için 6 ay ila 1 sene diyorlar. Haziran ayında çıkacak oyunlar arasında tutmasını umduğum bağımsızlardan biri. 2 Haziran’da goblin temalı yemyeşil arabamla vur – kaç taktiğini uygulayıp pisleşeceğim.

Dagger Directive
Retro görünüm altında modern mekanikleri taşıyan bir Mil-Sim. Bu aralar fena halde oynamak istediğim türde. Delta Force havasını efil efil estiriyor. Sandbox yapısında bir oynanış sunacak. Neyi, nasıl yapmak istediğimiz tamamen bizim elimizde. Tek kişi ya da co-op olarak çatışmalara gireceğiz. Her bir görev, geniş alanlarda geçecek. Nasıl tamamlayacağımız tamamen bize kalmış. Görev öncesinde teçhizatı dilediğimiz gibi özelleştirip operasyona başlıyoruz.
Erken erişimde çıkmasına hem üzülüyor hem de seviniyorum. İlk versiyonda 15 görev ve 25’ten fazla silah olacak. Çok iyi rakamlar. Silahların dışında taktik ekipmanlardan da yararlanacağız. Tam teşekküllü co-op desteği yine erken erişimin ilk gününden itibaren aktif olacak. 6-12 ay arasında bir sürede 1.0’a kavuşacağız. O sırada içerik olarak illa yeni şeyler göreceğiz ama asıl iyileştirme bug temizliği, optimizasyon ve en önemlisi mod desteğinde konularında olacak. Simulasyon kısmı ağır bastığı ve her bir merminin hatta şarapnelin fizik hesaplaması farklı olacağı için bolca düzenleme bekliyorum. 3 Haziran’da beraber oynayacak oyun arayan çetemi paldır küldür operasyona götüreceğim.

Alliance Peacefighter
İyi çıkmasını çok istediğim bir Uzay Simülasyonu. X-Wing ve Wing Commander gibi çocukluğumda deli gibi oynadığım oyunları örnek alıyor. Everspace 2 bu boşluğu devasa yıldızlar gibi doldursa da türe dair yeni örneklere açız. Çok oyunculu mod falan yok. Dümdüz senaryo. En güzeli. Görevler iyi tasarlandığı takdirde akar. Grafikler bayağı bir temiz ve
Yeni mezun bir çaylağız. Genelde bu konsept, bu türde tutar. Görev aralarında adettendir, galaktik bir barda soluklanacağız. Geminin silah ve kalkan sistemlerine tam erişime sahip olduğumuz için hızlı çatışmalar arasında bolca ince ayar çekeceğiz. Her ne kadar sahip olmasam da VR ve HOTAS gibi güzelliklere tam destek verecek olması keyifli. Muazzam deneyim olacaktır. Deck için de optimize edilmiş. 4 Haziran’da asla paslanmayan pilotluk becerilerim sayesinde yeni uzay leşlerimiz olacak, hoho.

MindsEye
Kurcukladıkça aşırı heyecan duyduğum oyunlardan biri. Projenin başında GTA’nın eski baş geliştiricilerinden Leslie Benzies var. Dolayısıyla GTA’ya dair birçok benzerlik olması normal. Fakat oyun bildiğimiz açık dünya yapısında değil. Mafia tarzında bir açık dünya kullanımı bekliyorum. Yani haritada serbestçe dolaşsak bile aslında oyun lineer bir çizgide ilerleyecek. Yakın gelecekte, yapay zekanın hayatımıza çok daha fazla dahil olduğu bir döneme gidiyoruz. Redrock adındaki bir çöl şehrindeyiz. Eski bir askeri yönetiyoruz Kafamızdaki bir implant, eskiden katıldığımız bir operasyonun anılarını hatırlatıp duruyor. Ana amacımız da bu implantın olayını çözmek.
Aksiyon – Macera türündeki MindsEye’ın 15 saat civarında bir süresi olacak. Sinematik bir deneyim, uzun ve tekrar eden açık dünya yapısının yerine tercih edilmiş. Oynanışa dair GTA’dan çok fazla öğe alacağı malum ama teknolojik mekanikler akla direkt Watch Dogs’u getiriyor. Aksiyon sekanslarında kararsız kaldım zira göze hoş gelseler de bir “hafiflik” var gibi. Elbette ham oynanış videolarını net olarak görmeden bir karar vermek yanlış olur. Fakat oyun, videolarda dahi “Unreal Engineeee!” diye bağırıyor. Son dönemdeki UE5 oyunlarının optimizasyonunu aklıma getirdikçe irkiliyorum. 10 Haziran’da “FPS drop ya da stutter yaşamadığımız bir oyun deneyimi bizi bekler” diye umuyorum.

Dune: Awakening
Haziran’da çıkacak oyunlar arasında en popüler isim olabilir. Devasa bir Hayatta Kalma/MMO oyunu. Awakening, Dune evrenine alternatif bir hikayenin penceresinden bakacak. Bu açıdan özellikle fanlar için taze bir macera olacak. Bir mahkumu canlandıracağız ve Fremenler’in ortadan kayboluşunu araştıracağız. Çöl, elbette oyunun başrolü olacak. Sağ kalabilmek için güneşten korunmak ve su kaynağı bulmak birincil önceliğimiz. Bunun dışında çöl zaten başta sandworm tehlikesi olmak üzere kum fırtınaları ve düşmanlarla dolu.
Hem eşya hem de yapı üretimi önemli bir yer tutacak. Burada lore’a uygun biçimde birçok ekipman ve silahı üreteceğiz. Ayrıca en kritik iş korunaklı bir kamp kurmak olacak. Daha sonra bu kampı koca bir üsse çevireceğiz. Hızlı seyahat için ornithopter gibi ikonik araçlar emrimizde. Karakterimizin hareket kabiliyeti iyi. Harita tasarımında dikeyliği sağlayacak birçok fikir kullanılmış. Çöldeki bölgeler sürekli olarak değişecek ve yeni yeni ödüller sunacak. Bu ödüllere sahip olmak için diğer oyuncularla mücadele edeceğiz. Sıfırdan oluşturduğumuz karakterimizin sınıfını da belirliyoruz. Bu arada karakter yaratma ekranının beğendim. Build alternatifleri bol. Menzilli ya da yakın dövüş odaklı gidebiliriz. Karakterin neye evrileceği, nasıl bir hayat yolu seçeceği tamamen bizim elimizde. Diğer oyuncularla iş birliği içerisinde olabilir ya da serseri gibi takılabiliriz. Spice, yine en önemli güç kaynağı. Bunu kontrol etmek ve ticaretini yapmak önemli gelir kaynağı olacak. Merak edeniniz olacaktır: PVP tamamen isteğe bağlı. D:A, çok şey vaat ediyor. Altı dolu olursa MMO dünyasına uzak olan şahsımı bile çekecek kadar iyi duruyor. 10 Haziran’da zaten artmakta olan sıcaklarla beraber tam bir immersive çöl deneyimi yaşayacağız.

Stellar Blade
Malum sebeplerden (!) ötürü PS5’in en sevilen oyunlarından biri oldu. Daha sonra PC’ye geleceği duyuruldu. Şu günlerde PC’deki mod topluluğu, ellerini ovuşturarak beklemeye halindeler, ehe. Eve’in seksapelini bir kenara bırakırsak Stellar Blade taş gibi (bak yine) bir Hack & Slash. Post-apokaliptik bir gelecekte, istila altındaki terk edilmiş Dünya’dayız. Kalıntılar arasında kademe kademe açılan bir gizemi ortaya çıkaracak ve bir yandan da Naytiba adındaki istilacıları keseceğiz.
Oynanışın odağında kombolar var. Ayrıca ilerledikçe yeni hareketler ve silahlara erişim sağlıyoruz. PC ile beraber ekstra bir görsel şölen yaşayacağız. PC sürümü, ultra-wide ve sınırsız FPS desteği gibi bilgisayara özel iyileştirmeleri içeriyor. Bunun dışında DLSS 3 ve FSR 3 ölçeklendirme teknolojileri de mevcut. Bu yeni sürümle beraber hem PS5 hem PC için bir sürü yeni kostüm gelecek. Modlarla beraber sınırsız sayıda yetişkinlere uygun kıyafet göreceğimiz kesin. 12 Haziran’da odaya biri girince acil ALT + TAB yapacağımız günler başlıyor. Fotoğraf modunda fazla vakit geçirmeyin, nihi.

The Alters
Ayın en ilgi çeken ve değişik oyunu. Bilim kurgu temalı bir Hayatta Kalma oyunu. Yabancı bir gezegende sağ kalan tek mürettebatız. Yörüngesinde olduğumuz güneşin yakıcı ışınlarından kaçınmak için hamster tekerleği kılıklı üssümüzle sürekli hareket halindeyiz. Üssü tek başımıza işler halde tutamayız. Ama koca gezegende tek başımızayız. İşte burada çözüm olarak üsteki kuantum bilgisayar ve rapidyum adındaki madde devreye giriyor. Rapdiyum sayesinde geçmişte yaptığımız şekillere göre farklı hayatlara yelken açmış klonlarımıza ulaşıyoruz ve onları ekibe dahil ediyoruz.
Paralel evrendeki klonlarımızı kullanarak koloniyi ayakta tutma fikri müthiş. Hem hikaye anlatımında hem de mekaniklerde ciddi bir zenginlik görebiliriz. Üssün yönetim mekanikleri Fallout Shelter gibi. Klonların her birinin bir uzmanlık alanı var ve bu sayede üsse yeni tesisler kazandırıyoruz. Ama karakter özellikleri farklı olan bu kişilerin dertleri farklı farklı oluyor. Tabii ki, kendi alternatif hayatımızı görmenin duygusal etkileriyle de boğuşuyoruz. Hikaye işte burada dallanıp budaklanıyor. Hayatta kalma mekanikleri ise başta doğal etkenler olmak üzere radyasyon, anomali ve zaman – mekan yırtılmaları gibi üst düzey tehditlere karşı şekilleniyor. Üssün dışına çıkınca bir şeyleri geliştirmek adına sürekli olarak kaynak yönetimine odaklanmamız gerekiyor. Az önce saydığım tehditler ise işin direkt acı biberi. Bir de en güzeli sona sakladım: The Alters, Türkçe olarak çıkacak. 13 Haziran’da kendi zengin versiyonumuzu gezegene çekip onun yerine geçiyoruz. Debelensin dursun göt, ehe.

FBC: Firebreak
Valla itiraf ediyorum daha Control oynayacak vakit bulamadım. Öyle bir backlog. Ama Remedy işi olduğu için listenin öyle unutulmuş bir noktasında da değil. Alan Wake 2 sonrasında daha da yükseklere çıktı desem doğru olur. Control evreninde geçen FCB: Firebreak, bir Co-op Shooter.Üç kişiye kadar co-op desteği var. SSS kısmında tek kişilik oyun sorulmuş. Evet, oynanabiliyor ama fazlasıyla zorlayıcı olacağının altı çizilmiş.
Oynanış görüntülerine göre oyun bayağı bir hazır. Görsel olarak zaten bir şölen bekliyorum ama bunun ötesinde mekaniklerin de altı dolu gibi. Göreve çıkmadan önce ekipmanları ve silahları özelleştiriyoruz. Silahların yanında bombalar, destek eşyaları ve paranormal augment’lere de karar vermemiz gerekiyor. Deneme – yanılma yapılacak build alternatifleri bu sayede fazlalaşacak. Oynanış tarzımıza ve elbette takım arkadaşlarımıza uygun bir build oluşturmamız şart. Normalde çok delirdiğim bir tür değil ama Remedy varsa kesinlikle deneyeceğim. Game Pass’e ilk günden geliyor, müthiş. 17 Haziran’da muhtemelen oyun evrenine dair bir bok anlamadan ecinni öldüreceğim. Anca Alan Wake referansları, ehe.

Rematch
Rocket League’deki toksik oyunculuk tecrübemizi aktarıp zehrimizi saçacağımız yepisyeni bir oyun sahası. Zamanında klanla beraber uzun bir süre Kicks oynardık. Şimdi sıra Rematch’e gelecek. Sifu’nun geliştiricilerinden. Tepeden tırnağa özelleştirilen tek bir oyuncuyu yöneteceğiz. Oynanış kolay ama uzmanlaşmak gerçekten zor olacak. Özel hareketler çok keyifli duruyor. Fakat ben yine uzaktan abanırım. Hagi ile büyüdük <3.
Takım oyunu ve koordinasyon önemli çünkü oynanış gayet hızlı. Dönüşümlü olarak kaleci de olabiliyoruz. Oyun, ücretli olarak piyasaya sürülecek. Eskiden RL’nin olduğu gibi. 15$ üzmez. Mikro ödemelerden kaçış yok ama tamamen kozmetik olacakları için sorun değil. Sezon sezon yeni içerikler ve etkinlikler göreceğiz. Şu ana kadar hatırı sayılır seviyede playtest yapıldı. Yorumlar gayet olumlu ve piyasada bu tarz kaliteli bir örnek de yok. Game Pass’e ilk günden çıkacak olması, oyuncu sayısını ciddi arttıracak. 19 Haziran’da kadife gibi ayaklarımızla örümcek ağlarını temizliyoruz.

Broken Arrow
Savaş atmosferini devasa ölçek ile yoğun yaşatacak bir RTS. Asıl eğlencesi elbette çok oyunculu tarafta olacak (hatta çok geniş bir beta da yapıldı) ama tek kişilik senaryo modu da sunacak. Kendi görevlerimizi tasarladığımız oldukça detaylı bir editörle beraber çıkış yapacak. Bu da oyunun ömrünü ciddi oranda uzatacaktır. İki taraf yer alacak: Rusya ve Amerika.
Ölçeği şöyle pekiştirmek gerekir. 300’den fazla özelleştirilebilir ünite olacak. “Taktiksel” tabirinin hakkını verip biraz da bokunu çıkaracak biçimde bir detay seviyesinden bahsediyoruz. Her bir ünitenin zırhından mühimmatına kadar ıncık cıncık ayar çekeceğiz. Kara, hava ve deniz sınıfları kendi aralarında da dallara ayrılacak. Eş zamanlı olarak birden fazla birliği yöneteceğimiz için ayık kafayla oynamak mantıklı. Benim bu aralar zihnim o kadar açık mı? Değil ama hype yarattığı için bir el atasım var. 19 Haziran’da BF’nin alpha görüntülerinden aldığımız gazı çıkarmak için savaş alanına iniyoruz.

BitCraft Online
MMO kadrosuyla beni etkileyen bir ay. BC O, bir kere çok güzel görünüyor. “Tek, kocaman bir dünyadan geçen tek MMO” diye kendisini tanımlıyor. Birçok farklı oyuncu topluluğunun bir araya gelerek devasa bir haritaya şekil verecek. Bunu derken abartmıyorum. Her bir coğrafyayı değiştirme imkanımız var. Büyük bir dağı delip geçmek ya da bir ovayı tarım olarak düzleştirmek elimizde. Kasabalar, şehirler inşa edip bir ticaret ağı oluşturmak da olanaklar arasında. Oyunun sunduğu ve oyunculardan beklentisi net: “Uzun süreli bir maceraya hazırsanız gelin” diyor.
Oyun tarzımız da oyunun özgürlüğünden nasibini alıyor. Çiftçilik, canavar avcılığı, tüccarlı gibi çok farklı yollar izleyeceğiz. Dımdızlak başlayacağımız için hayatta kalma öğeleri en başta çok daha çetin biçimde etki edecek. Diğer oyuncularla olan ticaret çok büyük öneme sahip. Topladığımız kaynaklar ve keşifler sonunda kazandığımız ekipmanları ticaret hayatında kullanacağız. Bitiş süresi belli olmayan bir erken erişim süreciyle çıkış yapacak. 1.0 versiyonunun ana oyuna bir genişleme paketi olması planlanıyor. Ama illa ki, bu dönem içerisinde oyun fazlaca değişecektir. İlk çıkış döneminde PVE ağırlığı bayağı bir fazla olacak. PVP sadece düello mantığında ilerleyecek. Ama ilerleyen dönemde kuşatmalara kadar gidebilecek bir ölçek planlanıyor. 20 Haziran’da dolandırıcı olarak kolay para bulma amacıyla oyuna başlıyor ve akabinde köy meydanında taşlanıyorum.

Quantum Witch
Şirin pixel art, iki sevdiğim türün harmanı ve fantastik hikaye. Kağıt üzerinde beğendim. Hatta grafikler bana fazlasıyla Amiga vibe’ı verdi. Quantum Witch, bir PLOTformer. Hikaye odaklı bir Adventure ile Platform türlerinin birleşimi. Odağımızda aksiyonun olmaması bolca engelin olmayacağı anlamına gelmesin. Ori gibi bir şey beklemeyin tabii.
Hikayenin ve anlatının bayağı bir ağırlığı bulunacak. Oyunun ilerlemesi tamamen seçimlere dayanacak. Yaptığımız eylemlerin ve aldığımız kararların sonucunu oyun boyunca göreceğiz. Bunlar ufak tefek şeyler olabileceği gibi tüm oyunu etkileyecek olaylara kadar uzanacak. Öykü ise çoklu evrenlerin dahil olduğu fakat sürüsünü kaybeden basit bir çoban olduğumuz uçuk bir macera anlatacak. Yol boyunca birçok ilginç karakter hayatımıza girecek. 24 Haziran’da çoban köpeklerinin önemini bir kere daha hatırlayacağız. Hayvanlara dokunmayalım <3.

Ruffy and the Riverside
Pek beğendim. Konsept aşırı orijinal. 3D Platform zaten çok severim ve böyle nadir örnekleri de genelde eğlenceli olur. Kendisini diğer oyunlardan ayıran en büyük mekanik, hepimizin aşina olduğu copy – paste. Gördüğümüz elementlerin SWAP denilen bir mekanik ile yer değiştiriyoruz. Lavı buza, taşı samana, suyu sarmaşığa dönüştürmek gibi birçok ucu bucağı olmayan yaratıcı alternatiflerimiz olacak. Bunları açık dünyada yapabilmek bambaşka bir zenginlik katacaktır.
Oyun dünyasında parça parça açabileceğimiz 7 bölge bulunuyor. Her birinin mücadelesi ve teması ayrı. Toplanabilir öğelerin çokluğuyla etrafı daha fazla keşfedeceğiz. Karşılaşacağımız karakterler, bizi yoracak kadar göreve boğacaklar. Hareket kabiliyetimiz çeşit çeşit. Bir zahmet koşup zıplayalım ama tırmanma, bir şeylere binme, dövüşme, havada süzülme gibi bizi kıpır kıpır yapan bir yapımız var. Bir diğer sevdiğim mekanik ise oyunun ara ara 2D’ye dönmesi. Daha fazla hazine bulabilmek için 2D bölümlerde SWAP’ı doğru kullanmak şart. Renkli, özgün ve enerjik; day one yapabilirim. 26 Haziran’da CTRL + C & V kombinasyonun boku çıkıyor.

System Shock 2 Remaster
Böyle favori ama “özel favori” oyunlarımdan. Atmosferi, zorluğu, içeriği ve döneminin çok ötesinde olmasıyla hala unutulmaz bir yerde. İlk oyun yeniden yapıldı ama 2 için remaster “yetecek gibi”. Öncelikle tüm modellemeler elden geçtiği için grafikler gayet iyi görünüyor. Ultra-wide ve 144 FPS desteği ile teknik açıdan yepyeni bir hissiyat verecektir. 50 adet başarım, bir sürü iyileştirme ve mod desteği yenilikler arasında. Benim için en önemlisi ise gamepad ile rahatça oynayabilmek olacak. Konfor, her şeydir <3.
Daha önce SS2 oynamamış olanları ise immersive ötesi bir oyun bekliyor. Shodan’ın bir uzay gemisinde serbest kalması, ilk oyuna göre daha “creepy” bir ortam yaratıyor. Robotların yanında mutantların varlığı ve kaynakların azlığı işi daha da zorlaştırıyor. İlk oyun ile bariz farkları var. SS2, seriye RPG öğelerini ekledi ve bundan dolayı SS1 ile bariz farkları var. Ama her ikisinin de tadı ayrı. Bu yüzden remake sonrasında 2’nin oynanması şiddetle tavsiye. Bu arada SS1 Remake’i ön sipariş ettiyseniz bu da beleş geliyor, mis. 26 Haziran’da veletken zorlandığımız bölümleri intikam hırsıyla güle oynaya aşıyoruz.

Bir sonraki Dürbün‘de görüşmek üzere!


















