Yazar • 23:32• Dürbün

Dürbün: 10-16 Kasım’da Çıkacak Oyunlar

Önümüzdeki hafta genel anlamda yüksek hype seviyesi içermiyor ama tatlı oyunlar var. 10-16 Kasım’da çıkacak oyunlar arasında Dürbün dışındakilerden Dragon Quest III’ün remake’i hoş duruyor. Üstümüze atılan Horizon bombardımanından sıkılmadıysanız bir de Legosu geliyor.

Ahoy!

Stalker 2 öncesi önümüzde sakin bir dönem var. Tam kısa oyunlara yönelip backlog’u eritmelik bir 7 – 10 gün. Drova’ya başladım ve bayıldım. Sessiz sedasız sayılabilecek şekilde geldi ama RPG sistemi de içeriği de oynanabilirliği de tam tadında. E adamlar Gothic’i baz almışlar, yerim <3.

Önümüzdeki hafta genel anlamda yüksek hype seviyesi içermiyor ama tatlı oyunlar var. 10-16 Kasım’da çıkacak oyunlar arasında Dürbün dışındakilerden Dragon Quest III’ün remake’i hoş duruyor. Üstümüze atılan Horizon bombardımanından sıkılmadıysanız bir de Legosu geliyor. Haftanın diğerlerinde ise Infestation: Origins, My Hotel, Everholm, Supurr Cat Cafe: Sandwich Rush, Farming Simulator 25, Beastieball, The Rise of the Golden Idol, Void Sols, Dungeon Inn, DRAGON QUEST III HD-2D Remake, LEGO® Horizon Adventures, Sorry We’re Closed, Codex Lost ve Mind Over Magnet ile sade bir liste bizi bekliyor. Ayrıca daha önce Dürbün konuğu olan Industry Giant 4.0 da ertelenmişti ve bu hafta geliyor. 

He bir de Envyus diye aşırı “jank” bir RPG geliyor. Brezilya yapımı. Sağlam patlama riski yüksek olsa da içerik olarak çok ümit verici duruyor. Ama elbette dikkatli yaklaştım ve Dürbün’e eklemedim. Düzgün bir şey çıkarsa şaşırır ama kaparım da.

Night Stones

Tam Nintendo kafası. Kickstarter ile hayat bulan bir proje olan NS, Zelda ve FF VII’den esintileri fazlasıyla taşıyor. Beni direkt özgür bırakıldığımız açık dünyası ve elbette grafikleri çekti. Seviyoruz böyle cicili bicili, kafa dağıtacak işleri. Oyunun türü Aksiyon – Macera ama aksiyon kısmı genelde keşif odaklı hareketlerde. Planör kullanmak, zıplayıp hoplamak gibi işler, savaş kısmına göre daha fazla yer tutacak. Zaten klasik saldırı biçimleri yok. Bulmacalara bağlı bazı mekanikler var (kısa süreliğine enerji topu fırlatmak gibi) ve bu sayede etraftaki düşmanları ortadan kaldırıyoruz. Ama oyunun genelinde keşif ve hikaye anlatımı daha fazla.

Açık dünyada dilediğimiz yere gidebileceğiz ama doğal olarak, her yere ilk baştan erişim sağlama şansımız olmayacak. Yeni ekipmanlar elde etmeli ve kendimizi geliştirmeliyiz. Böylece farklı bölgelere gidip hikayeyi ilerleteceğiz. Anlatı kısmında NPC’ler bayağı bir yer tutacaklar ve bize görevler verecekler. Yerleşim yerlerinde bolca çene çalmamız öneriliyor. NS’nin geçtiği ada, büyülü bir yer. Bundan dolayı fantastik öğelerde nasibini almış. Etrafta bulacağımız kristaller, zamanı ilerletmek gibi farklı işlevlere sahipler. Bulmacalara farklı bir tat katacağı kesin. Şu özgürce her yeri dolaşmanın yanında tekne kullanmayı da iyi kotardılarsa aklımı kesinlikle çelebilir Night Stones. 12 Kasım’da zamanı sürekli gecede tutuyoruz. Bu aralar çok uykum var yav.

Nightmare House: The Original Mod

Kız kaç zamandır mod paylaşmıyorduk, iyi oldu. Hem de, doğal olarak, ücretsiz. Hem de modun her iki bölümünü de içerecek. Bir de bu ay bol bol tatliş oyun paylaştık; azıcık korku fena olmaz. Güce dengeyi getiririz, ehe. En son bilgiye göre kütüphanenizde Half-Life 2’nin olması gerekecek ama ihtiyaç olmama ihtimali de var. Gerçi bir zahmet HL2 de elinizde olsun yav. Source olmasından dolayı elbette eskiyen yönler olacaktır ama önemli olan bunu nasıl kullandıkları ve bu açıdan geliştiriciler iyi iş çıkarmışlar.

Bir kere modern korku oyunlarının jumpscare veya süreki saklanmaya iten oynanış sistemi yok. Klasik, eski usül korku metotları kullanılacak. Yani atmosfer ile ya da gerçekten korku öğesi içeren paranormal olaylar ile. Bunların dışında silah kullanımı ve yaşayan ölü tandansındaki düşmanları kafalarına sıka sıka indireceğiz. Dinamik bir korkutma sistemi var bu arada. Sürekli aynı yerlerde scripted olarak değil de hazırlıksız yakalanmanıza sebep olacak mevzular dönecek.Mod, normalde iki parçadan oluşuyor. Bu versiyonda her ikisi birden yer alacak. 14 Kasım’da beleşe korkacağız işte. Tatava yapma, tırs geç.

Petit Island

Bunu ben seçmedim, benim prenses seçti <3 Birkaç ay önce karşıma Twitter’da çıkmıştı, o sırada da ufaklık yanıma geldi “Aaaaaaaaaa” dedi zira kedi görmüştük. Neyse işte o vesileyle radarıma ve de Dürbün’e girdi, ehe. Bundan böyle oyun seçiminde yalnız değilim onu anladım <3. Gelelim Petit Island’a. Artık yaşlandığı için eski maceralarına atılamayan dedemizin yaşadığı heyecanlara biz de ortak olmak istiyoruz. Bu yüzden günlüğünü kapıp adaya doğru yola çıkıyor; eskiye dair ne varsa kendi tarafımızda deneyim etmek istiyoruz. 

Genel olarak bolca diyalog ve anlatı öğesiyle karşılaşacağız. Bu kadar şirin bir oyunda combat bulunması zaten gereksiz olurdu. Bunun yerine bolca bölge keşfedip burada dedemizin anılarını tekrar canlandırabilmek için fotoğraf çekeceğiz. Neler olduğunu öğrenmek için ada halkıyla bolca konuşup oyunun hikayesine dair bilgiler edineceğiz. Elimizde bir checklist olacak ve yapmamız gerekenler burada bir bir yer alacak. İşte belli bir yere gitmek, bir şeyleri öğrenmek, bir eylemi gerçekleştirmek gibi gibi. Haritasından görüldüğü üzere tatminkar bir büyüklüğü olan adada hızlıca yol alabilmek için başta binek türleri gibi alternatiflerimiz olacak. Kedimizi özelleştirebileceğimizi söylememe gerek yok. Son olarak, Türkçe dil desteğinin bulunması güzel olay. 14 Kasım’da kedimizi sarı – beyaz ve tüylü yapıyoruz. Bebeğim öyle seviyor <3.

Little Big Adventure – Twinsen’s Quest

Çok güzel, tertemiz remake. İlk çıktığında sene 1999 idi ve ben de 9 yaşındaydım. İzometrik görünüşü tee o zamandan severdim ama 9 yaşındaki bir velet için bir tık kompleks bir yapısı ve daha da önemlisi zor kontrolleri vardı. Ancak öyle ya da böyle her iki oyunu da oynamıştım. Şimdi yeniden yapım halinde ve modern kontrollerle geliyor olması nefis. He, fiyat açısından benim için direkt indirimlik oyun ama bu, heyecan duymama engel değil. Bir kere grafikler orjinaline sadık kalınarak yenilenmiş. Yetmemiş, orijinal bestecilerden yeni müzikler de oyuna eklenmiş. 

Seriyle yeni tanışacak büyük oyuncu kitlesi için oyunu özetlemek gerekirse bulmaca ağırlıklı bir Aksiyon – Macera. Ama Magic Ball denilen zımbırtı sayesinde bayağı bir düşmanla da kapışıyoruz. Oyunun büyü ve teknolojinin iç içe girdiği dünyasında uçuk kaçık, rengarenk karakterler de yer alıyor. Bu sayede diyalog yoğunluğunu da hissediyoruz. İlk çıkışıyla aradan 30 sene geçtiği için yalnızca grafikleri ve kontrolleri düzenlemek yetmemiş. Oynanış ve bölüm tasarımlarında da dokunuşlar yapılmış. Böylece karşımıza gerçekten modern bir oyun çıkarmaya çalışmışlar. 14 Kasım’da 90’larda yarım bıraktığım işi bitirmeye gidiyorum ama önce fiyatı indirin lan, bu ney.

Mindcop

Robocop değil, Mayndkop! Suçluların kirli zihinlerinde gezinip kanıt arayacak ve olayları açığa kavuşturacağız. Klasik bir Adventure aslında ama çizgisel bir yapısı yok. Olayları farklı şekillerde ve sıralarda ele alıp 5 gün içerisinde suçluyu ortaya çıkarmamız gerekecek. Bu süre içerisinde alabileceğimiz kararların bir sınır olacak elbette çünkü zaman da ilerleyecek. Birden fazla şüpheli olması da oyunun çizgiselliğini kıran ve tekrarlanabilir bir yapıya kavuşmasını sağlayan en büyük özelliği. 

Kompleks oynanış mekanikleri yerine mini oyunlar ve bulmacalar ile yol alacağız. Zihinlere girerken ve buradaki gizli kapaklı işleri çözerken, dikkat isteyen bir dizi işlem yapacağız. Sızdığımız beyinlerden delil topladıkça bunları birbirine bağlayıp önemli kararlar alacağız. Suçluyu yanlış tespit etme riskimiz de var. Tüm bu yaptıklarımız, bizi oyunun iki sonundan birine götürecek. Kısacası tek oturuşta uzun bir oyun süresi yerine tekrarlanabilen farklı gidiş yolları tercih edilmiş. 14 Kasım’da zihinbend yapmayı unutmayın; ben sizin aklınızı bilirim full 18+, ehe.

Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!

(Visited 24 times, 1 visits today)
↑
Kapat