Aradan geçen 5 yıl ve yine bir kanca; Tolga Ay, yeni oyunu Dream Swing ile kendi janrını yaratma konusunda epey kararlı görünüyor.
Kancalara fısıldayan adam
Remnants of Naezith‘i kaçınız biliyor? Kendisi, hak ettiği değeri göremese de mutfağımızdan çıkan en “lezzetli” ürünlerden biriydi. Platform türündeki oyun, kancamızı kullanarak zorlu parkurları bir bir geçtiğimiz ve diğer oyuncularla saniye saniye yarıştığımız bir yapıya sahipti.
E, kanca kullanımı en sevdiğim oynanış mekaniklerinin başında geliyor. İşin içine rekabet unsuru da girince, Remnants of Naezith’i ayıla bayıla oynamıştım. Bölümleri, derecemi 1 saniye bile iyileştirebilmek için yalayıp yutmuş; oynadıkça ustalaşmış, ustalaştıkça da daha gidecek çok yolumun olduğunu fark etmiştim.
Remnants of Naezith, isteyene istediğini sunuyordu. Özünde “sallana sallana”, eğlenerek oynayabileceğiniz bir yapıdaydı. Ama oyun, az biraz iyi oynayan birinin elinde de bambaşka bir hale bürünüyor, üst sıralardaki oyuncuların performansları nefes kesiyordu. Tolga Ay, Dream Swing ile eğlenceyi de rekabeti de Naezith’e göre kat kat artırmış.
Dream Swing, mantık olarak, fikir babası Remnants of Naezith ile hemen hemen aynı. Kanca kullanımı, yine oyunun temelini oluşturuyor. Radikal değişiklikler ise daha çok kamera açısı ve bölüm çeşitliliğinde yatıyor.
Bitmesini istemediğim bir rüya
Naezith’in 2D bakış açısı, Dream Swing’te yerini FPS’ye bırakıyor. Tolga, bu cesur yeniliğin altından kalkmasını bilmiş. FPS bakış açısı, kanca kullanımını daha akıcı bir hale getirdiği gibi, oyundan da bir saniye bile kopmamanızı sağlıyor. Kendinizi adeta oyunun içinde gibi hissediyor, “özgürlüğün” tadını sonuna kadar alıyorsunuz.
Oyunun, Naezith’ten diğer başlıca farkı ise bölüm mantığında yatıyor. Dream Swing, sadece iki bölüme sahip. Amacımız da 5 dakika içerisinde toplayabildiğimiz kadar “orb” toplayabilmek. Sadece iki bölüm oluşunu başta yadırgadım, yalan yok. Ama oynadıkça bunun doğru bir karar olduğunu anladım.
Bir kere, oynanış akıcı ve özgür hissettirdiği için, bölümler ne kadar oynarsanız oynayın sıkmıyor. Bölüm sayısının az oluşu da daha fazla ustalaşmanızı mümkün kılıyor. Yani yukarıda da söylediğim gibi, Dream Swing’te eğlence de rekabet de fazlasıyla yoğun ve iç içe.
Biraz da hak edenleri konuşalım
Türk oyuncu topluluğu olarak bazı kavramlarda hala anlaşamıyoruz. Hangi yapıma destek olmalı, pozitif ayrımcılığı nereye kadar sürdürmeliyiz bilmiyoruz. Üstüne üstlük, kötü örneklere de fazlasıyla takılıyor, tümevarım yoluyla bir anda cadı avına çıkıyoruz. Akıllara zarar Erzurum, bütün oyun gündemini uzun süre meşgul ederken, ondan iki ay önce çıkan Suzerain’i kimse konuşmamıştı mesela…
Her hafta, her tür ve ülkeden tonla oyun çıkıyor. Pozitif ayrımcılık yapmak, böyle bir tüketim çılgınlığında imkansız. Pastadan pay alabilmemizin tek yolu, kaliteli işlere imza atabilmemizden geçiyor. Bunu son zamanlarda iyi kötü yapıyoruz da; gittikçe ivmelenen bir başarı grafiğimiz var.
İşte, Türk oyuncu topluluğu olarak asıl yapmamız gereken, Dream Swing ve Survivors of The Dawn gibi “hak eden” isimleri konuşmak. Kötü örnekler hep oldu ve olacak; “iyi niyetli” çalışmaların artmasını sağlamak ise bizim elimizde. Remnants of Naezith’te gösteremediğimiz desteği, Dream Swing’te fazlasıyla telafi etmeliyiz.






