10-17 Aralık’ta çıkacak oyunları konuşmadan önce: The Game Awards sağ olsun, dolu bir hafta geçirdik. Bu sene, Larian’ın “sonunda” hak ettiği değeri göreceği çok belliydi ama korkmuyor da değildim. Neyse ki, GOTY de dahil olmak üzere, babalar gibi 6 ödül aldı. Larian hakkında daha çok konuşasım var. Hakeza Baldur’s Gate dosyasını da siteye taşıyasım vardı; artık tamamen şart oldu.
Köylülere inat, Armored Core 6’nın ödül almasına da aşırı sevindim. Orada burada milletin suratına çarpıyorum, ehe. Siz ne anlarsınız lan oyundan? Gidin ana akım çer çöpleri oynayın.
Önümüzde güzel bir hafta var bu arada. Aşağıdakilerin dışında House Flipper 2 de bayağı ilgi çeker. Ama benim gözüm Pioneers of Pagonia’da tamamen. Aşağıda da sebepleri mevcut.
10-17 Aralık’ta Çıkacak Oyunlar
Captain Pawsome
Dave the Diver’ın daha casual ve tombik kedili olanı. Minik bir stüdyo tarafından geliştiriliyor ve bundan dolayı da erken erişim olarak yayınlanacak. Tüylü toramanın rolüne bürünüp Mundus Novus edasıyla engin denizlerde yol alacak, mağazamızı yönetecek ve gemimizi geliştireceğiz.
Çevreci bir yanımız da var; denizden ne çıksa yerken, bir yandan da suları kirleten çöpleri toplayacağız. Oyunda birçok kişiselleştirme opsiyonu ve balık çeşidi olacak. Ayrıca NPC’lerden görev de alacağız. 12 Aralık’ta tüyleri fazla ıslatmamaya özen gösterin; malum kış geldi.
Stargate: Timekeepers
Baştan söyleyeyim, grafikler bayağı tırt duruyor. Normalde çok grafik odaklı eleştirilerim olmaz ama izometrik kamera hastası biri olarak, bu kadar kirli görsel görünce elim ayağım oynadı. Ama takdir edersiniz ki, Stargate evreninde geçen çok fazla oyun da yok. Bu yüzden grafiği falan sallayıp oyunun iyi olmasını diliyorum. Kaldı ki, Timekeepers’ın içeriği gayet umut verici duruyor. 14 görev olacak ve hepsi de hikaye odaklı bir yapı sunacak. Gerçek zamanlı taktik oyunlarının genelinde bu mantık vardır ve büyük oranda da başarılı olurlar.
Ekibimizin farklı alanlarda uzmanlıkları var ve düşman kaynayan haritalarda her birinden ayrı ayrı yararlanacağız. Mesela biri uzaktan avlıyor, biri iyileştiriyor, biri uzaylı teknolojisine hakim, biri bişiriyor ve öteki de gömüyor gibi gibi. Ayrıca, ekibe senkronize hareketler de yaptırabileceğiz. 12 Aralık’ta yıldız kapısını arkanızdan kapatın; içeriye “aliyen” dolmasın.
Dreadstone – The Immortal Prisoner
Derdini kısa ve net anlatan bir Metroidvania. Ana odağında seviye atlama ve bolca loot bulunacak. Yetenek sistemi tek başına bırakılmayacak ve perk gibi çeşitli unsurlarla süslenerek servis edilecek. Mevcut ekipmanlarımızı güçlendirecek ve daha farklı eşyalar da üretebileceğiz. Oyunun ekipman sistemi detaylı gibi duruyor. Pixel art tarafı da temiz.
Şayet oynanış zevkli olursa, kimse bolca ekipman ve göreve hayır demez. 2D olup da loot tarafına bu kadar eğilen oyun sayısı pek az. 13 Aralık’ta klişe “evil” senaryosuna pek bakmadan, daha iyi kılıcı bulmaya odaklanıyoruz.
Pioneers of Pagonia
Son Settlers patladığından, haftanın en dikkat çeken ismi; PoP, benzer ruhu devam ettirebilecek yegane oyuna benziyor. Benzer ruh demişken, Settlers serisini tee Amiga zamanından beri severek oynarım. PoP’ta da yine bir üretim zinciri oluşturup, onlarca kişilik halkımızın ihtiyaçlarını gidermeye çalışacağız. Harita rastgele oluşacak ve adacıklar halinde olacak. Bu adacıklara gitmek için de belirli bir gelişmişlik seviyesinde olmamız gerekecek.
Kabileler ile işbirliği yapabileceğimiz gibi, düşmanlara – çeşitli insan ve hayvan unsurları – karşı da halkımızı koruyacağız. Oyun erken erişim olarak çıkıyor; umarım sorunsuz ve kısa bir süreç olur. 13 Aralık’ta tarladan bir türlü gelmeyen buğday yüzünden değirmencinin tribini çekeceğiz.
Cookie Cutter
Bu hafta hep Metroidvania’lar çekti ilgimi. “Kuki Katır” da el çizimi grafikleriyle ve az biraz göz öldüren efektleriyle öne çıkıyor. Android bir kızcağızı yönetip, yaratıcımızı sapkın bir herifin elinden kurtarmaya çalışacağız. Oyunun hızı bir hayli yüksek, dövüş sistemi de gayet akıcı ve bunun yanında bolca vahşi hareket içeriyor.
Benzer yetişkin ögeleri, zaten oyunun genel sanat yönetiminde de fazlasıyla var. Yani öyle küçük kardeşle hoppidi hoppidi zıplaya zıplaya oynanacak bir oyun değil. Ki, ana karakter Cherry’nin penye donunu da gözümüze gözümüze sokmuşlar. Harita büyük gözüküyor; arada motor falan da kullanıyoruz. 14 Aralık’ta süt ve kurabiye tadında bir macera yaşayacağız dersem inanmayın.
Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!














