Bir yandan harika ve diğer yandan da bok gibi bir döneme giriyoruz. Harika derken, havaların soğumasıyla birlikte oyun mevsimi başlıyor. Özellikle ekim ve kasım çok hareketli geçecek. Ama affedersiniz, bir yandan da içine sıçılan bir Dragon Age var ki, kalbim cız ediyor. Yalan yok, oyun fena durmuyor; aksiyon kısmına delirmedim ama akıcı gözüktüğü kesin. Asıl sıkıntı ise oyunun woke bokuna fena halde batmış olması. Malum, artık incelemelerden oyunların iyi olup olmadığını da öğrenemiyoruz; IGN ve Gamespot gibi büyük balıklar, tamamen ajandalarına bağlı olarak puanlama yapıyorlar. Bu yüzden en doğru bilgiyi yine bizden alacaksınız, ehe <3.
Bu hafta çıkacak oyunlar, kıyıda köşede kalmış RPG’lerden hoşlananlar için nimet değerinde. Dürbün’deki isimlerin dışında da çeşitlilik gayet iyi: FC 25 (copy paste), Ara: History Untold, Umbra: The Last Summoner, Reynatis, Night Slashers: Remake, 63 Days, G.I. Joe: Wrath of Cobra, Iron Meat, Borrowhelen, Dungeon Tycoon, Dockside, #DRIVE Rally, Cyberwar: Neon City, Bloomtown: A Different Story ve Witchfire – Steam’e geliyor – gibi isimlerle haftayı kapatacağız.
22-28 Eylül’de Çıkacak Oyunlar
Tiny Glade
Bak işte misss gibi oyun. Bir kere böyle sadece inşa üzerine olan oyunlarda görsellik çok önemlidir. Tiny Glade, bunu hem bina hem de doğa kısmında kotarmasını bilmiş. Oyunu oynamadım ama oynanış görüntülerindeki minik detaylar müthiş duruyor. Grid yapıda olmayışı ise oyunun hiç şüphesiz en önemli noktası. Yani her bir yapıyı bir diğeriyle istediğiniz biçimde birleştirebiliyorsunuz; ortada öyle belirli kalıplar yok. Bu da oyuncuya ciddi bir özgürlük sağlıyor elbette.
Tiny Glade’in başlıca olayı, benzersiz manzaralar oluşturup güzel ekran görüntüleri almak. Oyunda sadece tek bir yapı değil, küçük kasabalar da inşa edebiliyoruz. Çalışmamızı ağaçlarla, göllerle, nehirlerle ve hatta hayvanlarla süslediğimizde de ortaya iyice “rahatlatıcı” sonuçlar çıkıyor. Ayrıca, ekran görüntülerinden maksimum verimi alabilmemiz için oyuna alan derinliği ve filtre gibi çeşitli ayarlar eklenmiş; meraklısı için çok iyi. Tiny Glade, herhangi bir süre kısıtlaması ya da oradan buradan saldıran goblin olmadığı için yaklaşan kış günlerinde çayın yanında çerezlik gidecek bir oyun olmuş. Türkçe dil desteği de mevcut. 23 Ekim’de her yere şişko şişko kuzular serpiştirip üstüne bir de onları mıncırıyoruz.
Beyond Galaxyland
İlk gördüğümde “Aha da Flashback gibi!” dedim. Ama daha sonra azıcık bakınca “Yok la bambaşkaymış bu ama konsept yakın” düşüncesine döndüm. RPG türündeki BG’nin merak uyandıran yönleri bulunuyor. Bilim kurgu klasiklerinden ilham alan bir hikayede, liseli bir veledin Dünya’yı kurtarma macerasına yön vereceğiz. Bunu yaparken de birçok farklı gezegeni ziyaret edeceğiz. Her bir gezegenin çeşitli özel görevleri, bulmacaları ve mekanikleri olacak.
Oyunda savaşlar sıra tabanlı olacak ama savunma kısmında zamanlamaya dayalı bir sistem bizi bekleyecek; doğru zamanda doğru hareketi yaparak daha az hasar alacağız. Çeşitli ekipman ve zırhlar üretecek, Poke Topu gibi bir aparatla gariban hayvanları yakalayacağız. Gezegen gezegen gezerken ekibe birbirinden farklı özelliklere sahip yeni üyeler kazandıracağız. Pixel art grafiklerin de altını çizmeliyim, zira oyunun “sıra dışı” konsept çabasına büyük katkı sağlamışlar. Son olarak, geliştirici ekip müzikleri bayağı bir övmüş; oynarken dinleyeceğiz artık. 24 Eylül’de uzak bir galaksiye giderken yanlarına beni de alsınlar. Daha tatile doyamadım :(.
GreedFall II: The Dying World
Bu hafta niş oyunlardan yana kısmetimiz çok açık. Hele durun, kalan iki oyunu da görünce iyice doyacaksınız, ehe. GreedFall, bu “niş” kategorisine belki girmez ama çok da ana akım olmadığı ve ilkinin – her ne kadar yarım bırakmak zorunda kalsam da – belli başlı eksiklerine rağmen Spiders’a yeni bir ufuk kazandırdığı için önemli. Malum, GreedFall geliştirici ekibin en iyi işiydi ve daha önceki oyunlarına göre çok daha kaliteliydi. Devam oyunu, ilk erken erişim olarak yayınlanacak. Ne kadar bu şekilde kalacağı da belli değil; ilk etapta oyunun %30’luk bir kısmı sunulacakmış. Geliştirici ekip, kendileri için de yeni şeyler denediklerini ve bundan dolayı oyuncu topluluğundan gelecek dönüşlerin çok önemli olduğunu söylüyor.
Oyunun açıklanan özellikleri leziz. Serinin tamamen hand-crafted bir yapısı vardı, o yapı burada da devam edecek. Üstüne GreedFall evreninde daha önce görmediğimiz yerlere gidecek olmamız da hoş; lore tarafındaki genişlemeleri severiz. Oynanış kısmında esnek davranmışlar ve istediğimiz build’i oluşturabilmemize olanak sağlamışlar. Oyunda bir grup olarak hareket edeceğiz ve savaşırken gerekirse grup üyelerini de yöneteceğiz. Ekipman havuzu derin olacak ve özelleştirme açısından oyuncuya zengin bir yelpaze sunulacak. Son olarak, yapacağımız seçimlerin etkisini hem genel oyun ortamında hem de parti üyeleri arasında hissedeceğiz; tıpkı olması gerektiği gibi. 24 Eylül’de pek aksiyona giremiyoruz çünkü oyun bayağı bir erken erişimde. Ama çok iyi çıkmasını canı gönülden istiyoruz.
Din’s Champion
Soldak, değişik bir firma. İçerik olarak dolu dolu ve yer yer de benzersiz oyunlar yapıyorlar. Ama düşük prodüksiyondan ötürü oyunlarının kitleleri hep kısıtlı kalıyor. Daha önce Din serisi için ARPG türünde iki oyun çıkarmışlardı. Şimdiyse Terraria tarzında, sandbox yapıda bir oyun geliştiriyorlar; erken erişim olarak da yayınlayacaklar. Tamam, bu türde çoooook fazla oyun var. Ama bu adamlar grafiktir efekttir falan fazla kasmadan direkt içeriğe odaklanıyorlar ve tür ne olursa olsun ortaya özgün işler çıkıyor.
Ekip, içerik konusunda DC’de de aynı hedeflere sahip. En başta hareketlerimizin oyun dünyasına dramatik bir etkisi olacağından bahsetmişler. Bak bunu gerçekten yaparlar da. İlla seçim olarak algılamayın bunu, birbiriyle etkileşim halinde olan her bir şeyde yaptığımız dokunuşların etkisini göreceğiz. Bir kasaba inşa edip burayı savunmak ana görevimiz olacak. Türün temel özellikleri olan üretim, madencilik ve inşa gibi unsurlar da oyunda elbette mevcut. Hem de bolca alternatifle birlikte. Soldak’ın elinden bu tür bir oyun çıkacağı için heyecanlıyım. Evet, kütüklük ve prodüksiyon açısından yer yer kalitesizlik olacaktır ama işleyen mekanikler çok daha değerli. 25 Eylül’de gece bol bol meşale yakmayı unutmayın; götünüzü ısırmasınlar uyurken.
9th Dawn Remake
Bir başka niş ki, ne niş. 9th Dawn serisinin az ve öz bir kemik kitlesi var. Prodüksiyon, Soldak’ın oyunlarına göre daha da düşük ama içerik yine gayet kuvvetli. 9th Dawn, ilk olarak 2012’de yayınlandı. Oyun o zamanlar bile teknik açıdan gerideydi ama içerik olarak benzersiz seviyedeydi. Remake versiyonu da diğer yeniden yapımların aksine bize muhteşem grafikler sunmak amacıyla değil, oyunun halihazırda zengin olan menüsünü daha da zenginleştirmek için geliştirilmiş.
Görsellik 2.5D’ye upgrade edilmiş ve elbette daha eli yüzü düzgün gözüküyor. Oyuna FPS kamera açısı, yeni görevler ve en önemli yeniliklerden biri olan co-op desteği eklenmiş. Eski oyundaki geniş açık dünya, mini oyunlar, özgür build seçenekleri, bolca yan görev, 45 adet zindan, canavar evcilleştirme, üretim mekaniği ve geniş loot alternatifleri gibi özellikler ise aynen korunmuş. Valorware oyunları ilgiyi kesinlikle hak ediyor ve ben de Dürbün’ün asıl amacı olan bu tarz kıyıda köşede kalmış isimlerden bahsetmeyi ayrı bir seviyorum. 25 Eylül’de ilk neye girişeceğimi detaylıca düşüneceğim.
Bir sonraki Dürbün’de görüşmek üzere!














